Bİ NAVÊ XWEDAN, HER DEM KURDÎSTAN A SERBİXWE

0
1110

Yüz yakın bir süreyi, barbarların yönetiminde olmanın, kendi vatan topraklarında barbar işgalcilerin sömürdüğü Halk olmanın ezikliğinin etkisinin acılarını hissetmek gayet açık-anlaşılır durumdur. Böylesi süreçten geçmiş olan Halkımızın bireyleri, doğal olarak eğitim, ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan olumsuz yönde etkilenmişlerdir.

Aile bireyi şehit olanlarımız, aile bireyi işkence sonucu sakat kalmış olanlarımız, aile bireyi zindanlarda eziyet çekiyor olanlarımız, işlerinden olmuş olanlarımız, malı mülkü ellerinden devlet adına alınmış olanlarımız, vatanından zorla göçe zorlananlarımız, barbar işgalcilerin aşağılayarak asimilasyon ve her türlü yöntemlerle Halkımıza yönelik sistemli olarak soykırım uygulamaları gibi birçok zulümlerini hesaplamış mıyız? Kendi vatan topraklarında kendi kimliğiyle yaşamaktan ödün vermeyen kaç insanımızı katlettiler? Kaç insanımız sakat kaldı? Kaç insanımız zindanlarda mağdur oldu? Halen kaç insanımız zindanlarda yaşamak zorunda bırakılmış?
Kaç insanımız evini, işini kaybetmiş? Kaç insanımız göçe zorlanmış? Kaç yerleşim alanımız imha edilmiş? Halkımıza dayatılmış olan soykırım uygulamasının boyutu nedir? Bu alanlarda istatistik bir çalışmanın sonuç bulguları var mı?
Her Kurd bireyi, bunları kendisine sorması gerekir. Kurd Halkının kanı, canı ve emeklerini ellerine alıp, Kurd Halkı adına siyaset yürütüyor olanların, kendilerine sormaları gerekiyor. Bu çalışmaları kim yapmalıydı?

Yüz yıllık süreçte Kurd Halkı adına mücadele yürütenlerin, Kurd Halkına neler kazandırdıklarını ve neler kaybettirdiklerini hiç hesaplamışlar mı?
Kurdîstan topraklarını sınırlara ayırmış olan barbar işgal güçlerinin isteklerine uygun mücadele ederek mi vatanımızı işgalcilerden kurtarabileceğimize inanıyoruz? Bu mantıkla yeteri kadar oyalanmadık mı?
Böylesi dertleşme içerikli konuları yazıp paylaşmayı sürdürürsem, ömrüm hep yazıp paylaşmaya yetmez.
Halkımızın bir cevaba ihtiyacı var. Her birimizin kendimizi sorgulayıp bulmamız gereken cevaba ihtiyacımız var.

Yirmi yıldan fazladır, ağır şartlarda esaret durumunu yaşıyorken, samimiyetle kendimi sorgulayıp cevabımı buldum. Bir sürü sorudan sonra, bizim Devletimizin olmayışının, sorunlarımızın kaynağı olduğunu kabul ettim. Öyle soylu ve köklü tarihi bilinen bir Halkız. İsa’dan on bin yıl öncesinden itibaren yazılı tarihi bilinen bir Halkız. Büyük İmparatorluklar kurmuş soylu, bilgili ve kahraman bir Halkız.
Niye kendi vatanımızda, kendi Devletimiz olmasın? Benim, kendime verdiğim cevap budur. Öncelikle, vatanımızdaki barbar, insanlıktan nasiplerini alamamış olan işgalcilerden kurtulacağız. Bunu tartışmayacağız. Bunu nasıl başaracağımıza yoğunlaşacağız. Bu anlamda, kapsamlı çalışmalarımızla, mevcut Dünya düzeninin ve Orta Doğu’nun şartlarını değerlendirip çıkış yolunu araştırdık.
Kabul ettiğimiz çözüm, Kurdîstan Birleşik Devletleri’nin resmileşmesidir.

Bunu başarmak için, siyasi, yasal ve hukuk çerçevesinde kurumlaşmak, işgalcileri kovmaya yetebilece güçte ortak müttefik gücünü sağlamak ve kurtuluş adımını atmak, karar olarak netleşti ve adım atıldı.
İsviçre’nin Lozan şehrinde, Türkiye’nin 24-Temmuz-1923 yılında devlet olma kararının verilmiş olduğu binanın aynı odasında 24-Temmuz-2018 tarihinde, Kurdîstan Birleşik Devletleri Hükümetini ilan ettik. Bu değerli adımın önemini, kendi çıkar hesaplarından ve küçük-dar görüşlerinden ötürü görmek istemeyenlere, Kurdîstan’da işgalci olan barbarlara tek sözümüz var. Hükümetimiz, Kurdîstan siyasetinde takipçi değil, belirleyicidir. Hiçbir işgalciyle yandaş, yoldaş veya dindaş bağ kurma arayışında olmayacak.

İsteyen, istediği hesaplarla oyalanabilir. Bizim hesabımız, Kurdîstan Halkının özgürlük ve kurtuluş mücadelesini, Bağımsızlıkla noktalamaktır. Vizyon ve stratejimiz açıktır, nettir.
Bize katılmak isteyen soydaşlarımızla görüşüyoruz. Samimi ve kararlı olan her soydaşımızla görüşmeye devam edeceğiz.

Bi navê Xwedan Kurdîstan her bêjî.

Saygılarımla, Hisên Baybaş

21-09-2019