BİZ KURDLER, ULUSAL KURTULUŞUMUZA, KURDÎSTAN BAĞIMSIZLIĞINA İNANÇLA BAŞARMAYA ÇALIŞMAZSAK BAŞKASI MI YAPACAK?

0
930

Yüz yıldır vatanımız işgal altındadır. İşgalciler, barbar, sadist ve faşisttirler. Daha da kötüsü, hak tanımaz ve korkaktırlar.
Bu konumlarındandır ki, her şeyi kendi görüşlerine göre görüp uyguluyorlar.

İşgalcidirler, çünkü; Bizim vatan topraklarımızda bulunmalarını istemediğimiz halde kendileri hiç utanmadan defolup gitmiyorlar.

Barbardırlar, çünkü; Bizim vatan topraklarımızı zorla ve sahtekarlıklarla işgal etmişler ve vahşet, insanlık dışı uygulamalarla işgalciliği sürdürüyorlar.

Sadisttirler, çünkü; Barbarca zulüm uygulamaktan hoşnut oluyorlar. Yaptıklarından ötürü üzüntü duymuyorlar, utanmıyorlar, pişmanlık duymuyorlar.

Faşisttirler, çünkü; Zorla ve sahtekarlıkla işgal etmiş oldukları vatanımızın topraklarında, barbarca zulüm ile ulusumuzu yok sayıyorlar. Bizim ulusal kimliğimize ait ne varsa kendi dil ve kültürleriymiş gibi adlandırıp, biz Kurdlere yönelik sistemli olarak soykırım uyguluyorlar. Soylu tarihe, dil ve kültüre sahip Kurd Halkını yok edebilmek için, bize, siz Kurd değil, Türk, Acem veya Arap’sınız diyor ve bunu zorla kabul ettirmeyi dayatıyorlar. Kendileri, soysuz olduklarından dolayı, Kurd Halkını da kendileri gibi soysuzlaştırabileceklerini sanıyorlar.
Kurd adlarını tamamen kendi çarpık köksüz dillerine çeviriyorlar.

Hak tanımazdırlar, çünkü; Bizim vatanımızı, insanımızı, hayvanımızı, dilimizi topyekun yok sayıyorlar. Bizim hak talebimizi bile suç olarak kabul ediyor ve haklarımızdan vazgeçmemiz için, biz Kurdlere barbarca zulüm uyguluyorlar. Hak tanımazlığın sınırını, ölçüsünü hesaplamak bile istemiyorlar.

Korkaktırlar, çünkü; Yaptıkları barbarca zulmü, sadistliği, faşistliği, hak tanımazlığı ve sistemli soykırım uygulama rezaletini bile, sözde güvenlik gerekçesine dayandırıyorlar. Kurdîstan vatan topraklarında, “Kurd” olduğumuzu söylememiz ve “Kurdlük” haklarımızı talep etmemizi bile çok terbiyesizce ve korkakça “Devletin bölünmez bütünlüğünü” kastetmek, bölmek, parçalamak, devleti yo etmek, vatan topraklarının bir kısmını ayırmak gibi gerekçelerle kuduz köpeklerine dönerler.

Peki, be soysuzlar, bizim vatanımız üzerinde tassaruf hakkını kimden neyle satın aldınız? Zorla vatanımıza girmiş-işgal etmişsiniz ve burası “bizimdir” diyen, siz barbarlarsınız. Topraklarımızda yıkıcı, bölücü, tehdit olup istenmeyenler sizlersiniz. Biz Kurdler, siz barbar işgalcileri vatan topraklarımızda istemiyoruz. Bu da, sizleri korkutuyor. Korkmakta haklısınız.
Korkuyorsunuz çünkü suçlusunuz. Suçlarınızın cezasını çekeceksiniz. Bunun için de, korkmakla kurtulamazsınız. Suçlarınızı kabul ederek, Kurd Halkından özür dileyerek, işgal etmiş olduğunuz topraklarımızdan çekilerek, biz Kurdîstanlılar ile pazarlık yolu ile anlaşmaya çalışıp yok olmaktan ve böylece korkularınızdan kurtulabilirsiniz.

İşgal süreci ve işgalcilerin barbarca uygulamaları, soylu Halkımıza zorluklar yaşatmış. Bazı insanlarımız, yollarını şaşırmış ve basitliklere sığınmışlar. Bazı insanlarımız da, işgalci barbarların elinde oyuncak olmuşlar. Bazı insanlarımız da sorumsuz yaşamanın müptelası olmuşlar. Her birimiz ayrı ayrı kendimizi gözden geçirmek zorundayız. Kusurlarımızın, eksikliklerimizin, işgalcilere bağımlı uruma gelmiş olanlarımız, varsa eğer suçlarımızın esiri olarak yaşamaktan kurtulmalıyız. Varsa suçlarımız, özeleştiriden utanmamalıyız. Kendi özeleştirimizi kendimize bile yapabiliriz. Kusur ve eksikliklerimizi de kendimiz giderebiliriz. İşgalcilere, bağımlılığımızı da kendimiz sonuçlandırabiliriz.
Kendimizle barışık olmayı önemseyip becermeliyiz. Kendimizle barışık olmayı beceremezsek, çevremizle, halkımız ve davamızla ilgili mücadelede başarılı olamayız. Bugünün işini, yarına bırakmamalıyız. Sorumsuzca bir söz sarf etmeyi ve davranmayı, “suç” olarak görmeliyiz.
Ulusal davamızdan, Kurd u Kurdîstan davasının Bağımsızlıkla sonuçlanması kararına sırtımızı asla ve asla dönmemeliyiz. Bu davamıza var gücümüzle sahip çıkmazsak eğer, kendimize, welatımıza ve gelecek nesillerimize ihanet etmiş oluruz.

Yaşamımızda sorumlu davranmanın yanı sıra “DENGE” unsurunu da çok önemsemeliyiz. Ulusal kimlik ve haklarımıza sahip çıkmanın önemi kadar, geçimimizi en iyi şekilde temin etmeyi, çocuklarımızın kaliteli ve yüksek eğitim görmelerini, sağlıklı yaşamalarını çok çok önemsemeliyiz. Kurd Halkı, soylu tarihe, asil ve insani değerlere sahip üstün ayrıcalıklı özelliklere sahiptir. Bunu asla unutmayalım.

Kurdîstan Birleşik Devletleri’nin resmileşmesiyle, Halkımız insani değerlere sahiplenmekte Dünya öncüsü olur.
Buna da hepimiz inanalım. Silav u rêz.

27-09-2019
Saygılarımla, Hisên Baybaş