BİZİM GÖRMEMİZ GEREKEN; CHP’NİN, MHP’NİN, İYİ PARTİ’NİN, AK PARTİ’NİN VEYA DİĞER SİYASİ PARTİLERİN BİRBİRLERİNDEN FARKLARI YOKTUR

0
381

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Antalya’da salon taleplerini reddeden CHP’li belediyeye, “Oyumuzu alacaksın, oyumuzla saltanat kuracaksın, ama Kürtler salon bile talep ettiği zaman vermeyeceksin! Antalya’da sizin huzurunuzda sesleniyorum; biz işbirliği de yaparız, güç birliği de yaparız, biz sizin yararınıza da olan her masada da otururuz. Burada bir problem yok. Ama biz asla bir faşiste, ırkçıya, bize selam vermeyene salon vermeyene oyumuzu vermeyiz” sözleri ile tepki gösterdi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın yaşadığı olay sürpriz olmamalıdır. CHP, Cumhuriyet Türkiye’sinin temelini Kurd düşmanlığı ve faşizm üzerine kurulmuş ve bu çerçeveyi yaşatabilmek için de barbarca zulüm etmiştir. Bu gerçek orta yerde duruyorken, CHP’nin yeni yöneticisinin bazı söylemlerle bizi kandıramayacağını hem CHP’nin yöneticileri, hem de soydaşlarımızın yönettiği partinin yöneticileri, mensupları ve destekleyicileri bilmelidirler. Bizim görmemiz gereken; CHP’nin, MHP’nin, İyi Parti’nin, AK Parti’nin veya diğer siyasi partilerin birbirlerinden farkları yoktur. Sorun Kurdlüğe dayandığı zaman Koç Üniversitesi’nde bir genç soydaşımıza yapılan ahlaksızca zulüm ve terbiyesizce durum ne ise bunların da yaptıkları budur.

Türkiye, Kurd halkının yok edilmesi temelinde kurulmuş olduğu gibi bu terör devleti 1923 yılından bugüne Kurdlerin kanıyla beslenmiştir. Bunu görmemek gerçekleri görmek istememektir. Biz Kürtler Antalya’da veya İstanbul’da Kurdleri yok etmeye çalışan bu terör yapısına destek vererek neyi kazanabileceğimizi düşünüyoruz? Alacağımız cevap budur. Koç Üniversitesi’nde bir gencimize yapılan alçakça zulüm, Türkiye terör devleti yapısını ve yöneticilerinin karakterini çok daha net olarak göstermektedir. Biz kendi bağımsız devletimizi oluşturmaya odaklanmalıyız. Biz Kurdler için yalnızca bağımsız Kurdistan Birleşik Devletlerinin gerekli olduğunu görmek istemeyenler ya korkaktırlar, ya da bu fırsatı kendi çıkarları için değerlendirmek istiyorlar. Kurdlüğün hak ve hukukuna yönelik hiçbir çalışma yapmak istemiyorlar. Şunu net olarak belirtelim ki, yalnızca bana kalsa Kurdistan topraklarının tamamı birleşecek, Kurdlerin hepsi bu devletin çatısı altında bir arada yaşayacak ve bu topraklarda Kurdistan Birleşik Devletlerini Kurdler yönetecektir. Bunun başka türlü oluru yoktur ve olmayacaktır.

Bu izahatları ve değerlendirmeleri saygıdeğer soydaşlarımızla paylaşmak isterim.