BUNUN YALAN OLDUĞUNU SÖYLEMEYE KALKMAYIN, SORUŞTURMADAN VE ARAŞTIRMADAN HAVLAYIP DURMAYIN

0
1283

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün sosyal medya hesabından paylaştığı video ile Türkiye’deki uyuşturucu tehlikesinin boyutlarına değindi. Partisinin Yoksulluk Dayanışma Ofisi sorumlusu Hacer Foggo’yla birlikte kamera karşısına geçen Kılıçdaroğlu, uyuşturucunun pençesine düşen gençlere dikkat çekti. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘yu da eleştiren Kılıçdaroğlu, “Gelelim, ‘okul önünde yakaladığınız uyuşturucu satıcısının bacağını kırın’ diyen nam-ı diğer fotoroman  Süleyman’a… O da fotoromancı ya. Saray da çok iyi biliyor ki, bu uyuşturucuları kendileri davet ettiler bu ülkeye. ‘Paralarınızı getirin her şeye göz yumacağız’ dediler ve göz yumdular. Bunlar; onunla, bununla poz veren -gençlerin diliyle söyleyeyim- Breaking Bad Süleyman, ülkenin çocuklarının zehirlenmesine göz yummuştur. Yazıklar olsun onlara” dedi.

1996 yılında Susurluk trafik kazası olayı ile ortaya çıkan devletin suç örgütlerini organize ettiği gerçeği, dönemin devlet yöneticileri tarafından da kabul edildi. Devamın da Susurluk parlamento araştırma komisyonuna ifade veren başbakan Mesut Yılmaz net olarak komisyona dedi ki; UYUŞTURUCU TRAFİĞİ, DEVLETİN KONTROLÜ ALTINDA YÜRÜTÜLÜYOR

 

O dönemde devletin hiçbir kurumu bu gerçeklerin ortaya çıkmasından ötürü utanç duymadı. Rahatsızlık da duymadı.

 

O zaman Susurluk trafik kazası olayından önce söylediklerinden ötürü beni direkt yargılamadılar ama benim söylediklerimi yazan gazetecileri susturmak için hapse attılar.  O dönemde yine devletin içişleri bakanı, basın mensuplarının etkin isimleriyle toplantı yaparak; Baybaşin’in söyledikleriyle ilgili ve onun hakkında hiçbir yazı yazmayacaksınız, dediler. Bu gerçekleri yeniden hatırlamak isteyen insanlarımız, Susurluk meclis araştırma komisyonunun raporlarını yeniden okuyabilirler. Ayrıca benimde iyi tanıdığım olan gazeteci Veli Özdemir Susurluk soruşturma komisyon raporunu kitaplaştırdı. Ona da bakabilirsiniz.

 

Bugün için ben Bay Erdoğan veya Bay Kılıçdaroğlu arasında hiçbir fark görmüyorum. İkisinin arasındaki fark ak it ile kara ittir.

 

Bugünkü içişleri bakanı ile o dönemin İçişleri bakanı arasındaki fark da bizim için aynıdır ama kendilerini Türk olarak kabul eden, kendilerini devleti korumakla yetkili görenlerin, olayları tekrar hatırlamaları için ben buna değindim.

 

Demek ki; o zaman Türkiye nasıl bir suç örgütü ise de bugün de aynı şekilde bir suç örgütüdür.

 

Emniyet Genel Müdürlüğü kalkıp, Kılıçdaroğlu aleyhinde dava açacağına bu olayları bir soruştursun. Kılıçdaroğlu ana muhalefet partisinin başkanıdır. Git makamında onu ziyaret et ve ‘‘Sen bunları söylüyorsun, peki ellerindeki deliler nedir? Onları bize ver, biz gerekeni yapalım’’ demesi gerekir. Fakat Emniyet Genel Müdürlüğünün yüreğinde doğruyu bulmak veya doğruya ve gerçeklere dayanarak yasal çerçevede hesap sormak gibi bir karar yok.

Askeri güçte bugün Kayseri’de cami yaptırarak cennete geçmeyi kendi zihniyetine göre garantiliyor. Soyadı Akar olsa da, kendisi kokardır.

Hulusi Akar Efendi, askeri birliğin başında genelkurmay başkanısın. Devletin verdiği parayla cami yapıyorsun ve cennete gitmeyi garantilediğini sanıyorsun.

Erdoğan Efendi’nin etrafında bu tür maskaralar olduğu sürece kendisine maskara başı olur. Suç örgütünün başı olur. Terör yapısının başı olur. Bunların düzelmesi için her vatandaşın gerçekleri görmesi gerekir.

 

Kurd halkına zulüm etmeye devam etmek için bir sürü masraflar yapıyorlar. Ondan sonra olmuyor. On yıl veya yirmi yıl sil baştan yeniden aynı yere dönüyorlar. Bu böyle devam edecek.

Kılıçdaroğlu’nun bugün söylediklerinden şüphe duyanlar, Kılıçdaroğlu’nun kendisinden ve onun yardımcılarından; bu olayları neye dayandırdığını, elinde nasıl bir delil olduğunu sormaları ve öğrenmeleri gerekir.

Ondan sonra da kendilerini Türk olarak kabul eden insanlar, özellikle kendilerini bilim adamı, uzman, onurun, namusun, haysiyetin ve şerefin temsilcisi olarak gören maskaralar bu gerçeği önce öğrensinler. Sonra siz böyle bir yapılanma güdümünde yaşamak istiyorsanız, sizin bileceğiniz iştir.

 

Bunun yalan olduğunu söylemeye kalkmayın. Soruşturmadan ve araştırmadan havlayıp durmayın. Ben 1989 yılında açıklamalar yaptığım zaman bütün basın organları şok oldu. İddialar şeklinde manşet attılar. Fakat ne basın çevreleri, ne hukuk çevreleri, ne de güvenlik çevreleri ve askeriye çıkıp kimse; ‘‘olayları soruşturalım’’ demediler.

 

Ben her basın kurumuna o zaman belgeleri verdim. Söylediklerimin hepsini doğruluğunu kanıtlayacak belgeleri verdim. Bugün de Bay Kılıçdaroğlu’na diyeceğim şudur; söylediklerinin belgelerini ve kanıtlarını kamuoyuyla paylaş. Kamuoyuna söylemlerinle bilgi vermekle yetinme. O bilgileri nereden aldığını ve ispatlarının ne olduğunu da kamuoyunu açıkla. Sen eğer gerçekten temiz bir devlet istiyorsan, temiz eller operasyonu ile benzeri bir yapılanmanın işlenmesini istiyorsan, o zaman o bilgileri de kamuoyuyla paylaş. Söylemlerinle yetinme.

 

Bizim insanlarımız şunu görmelidirler ki; biz bu mikroplarla ve soytarılarla bir arada yaşayamayacağımız gibi, bunların kirli zihniyetleri tarafından yönetilmeyi de kabul edemeyiz.

Demektir ki; bizlere bağımsız devlet yapamaması lazım. Bizim dünyada tanınan saygın uzmanlarla müşterek çalışmalar yürüterek, ciddi meblağlarda para harcayarak, Kurdistan Birleşik Devletleri’nin Kurd halkı için olmazsa olmaz olduğunu netleştirerek belirtmeniz ve nedenlerini de yazıya dökerek uskgov.com sitesinde paylaşmamızın nedenleri de budur.

 

Biz kokuşmuş zihniyetin gücü altında yaşayamayız. Kurd ulusu soylu asil tarihini temsilcisidir. Osmanlı İmparatorluğu’nun ötesinde, Selçuklu vb. hepsi daha çadırlarda yaşıyorlarken, Kurd ulusunun sarayları vardı. Mısırın firavun döneminde dünya devleti iken, iki tane daha dünya devleti vardı. Onlarda Kurdistan ordusunun devletleriydi. Onlardan bir tanesi Med devletiydi, diğeri de Kasını devletiydi. Bunları tarih kitaplarında bakın ve okuyun. Dünya tarihçileri farklı isimlerle bu imparatorlukları tanıtıyorsa da, bütün dünya tarihçileri Kurdlerin devleti olduğunu kabul ediyorlar. Lütfedip, saygıdeğer insanımız Ekrem Cemil Paşa’nın yazmış olduğu ‘‘Kısaca Kurdistan Tarihi’’ kitabına bir göz atın. O bilgileri orada görürsünüz. Onun hangi dünya tarihçilerine dayandığını da orada öğrenirsiniz. Lütfedip okuyun, öğrenin.

 

Bunları tekrarla hatırlatarak diyoruz ki; Kurd ulusu soylu, köklü tarihe ve asil değerlere sahiptir. Bu soytarıların egemenlikleri altında yaşamayı asla kabul etmeyeceğiz. Bizim bağımsız devlet yapılanmasına arayışımızın temeli budur. Bazı Kurdistanî siyasi çevreler de, Türkiye devleti güçlüdür gibi gevezeliklerle kendini kandırmasın. Türkiye devleti, diye bir devlet yok. Çete örgütü var. Terör örgütü var. Adına devlet demişlerse de, devlet değildir. bakın 80’li yılların sonunda 90’lı yıllarda biz neler ortaya koyduk devletin işleriyle ilgili neler araştırdık bugün muhalefet partisi Türkiye’yi Kur’an CHP’nin lideri hem Türkiye’nin kurucusu parti hem de Türkiye’nin Ana muhalefet partisidir ve lideri bakan ne diyor bu devlet yapılanmasını istiyorsanız alın tepe tepe kullanın biz istemiyoruz siz yolunuza biz yolumuza diyoruz her Kurd bireyi bunu kabul etmelidir. Gereğinin yapılması için odaklanmalıdır. Biz onu yapıyoruz.

Slav û rêz