DÜNYANIN BİR NUMARALI SUÇ ÖRGÜTÜ CUMHURİYET TÜRKİYESİDİR, ONU YÖNETENLERDİR. BİLMEYENLER BİLSİN!

DÜNYANIN BİR NUMARALI SUÇ ÖRGÜTÜ CUMHURİYET TÜRKİYESİDİR, ONU YÖNETENLERDİR. BİLMEYENLER BİLSİN!
31 Mart 2026
Dün ailem ile ilgili yapılan yalan haberlere anlaşılır bir dille cevap verdim. Bu açıklamama rağmen, aynı yalan haberin bugün de bazı basın mecralarında hâlâ dolaşımda olduğunu görüyorum.

Türkiye’de laçkalaşmış sözde basın çevresi yine alçakça saldırıyı kendine marifet edinmiş. Söz konusu Baybaşin olunca kuduz itler gibi saldırmaya alışmışlar. Utanma yok, adap yok, hayâ yok. Sözde İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına dayandırıyorlar; o da külliyen yalandır. Doğru olan nedir? Türkiye’yi yönetenler, Susurluk parlamento soruşturma raporunda net şekilde izah edildiği üzere, Veli Özdemir’in kitaplaştırdığı bilgilerde de yer aldığı gibi, Mesut Yılmaz’ın şu sözleriyle bunu açıkça ortaya koymuştur: “Uyuşturucu trafiği Türkiye devletinin kontrolü altında yürütülüyordu.” Bu hem raporda hem de kitapta mevcuttur.

Siz gerçekleri anlatabilecek ya da kabul edebilecek kadar haysiyetli ve onurlu değilsiniz. Siz basın mensupları değil, iktidar yalakası, satılmış kişiliklersiniz. Savunduğunuz devlet de dünyanın çok iyi bildiği bir terör devletidir. Kürt milletine yaptığı zulüm bunu zaten kanıtlamaktadır. Ayrıca bir narko-terör devletidir. Bunlar size batıyor. Sizin cesaretiniz, yüreğiniz yok; doğruları yazamıyorsunuz. Ama konu bir Kürt şahsiyeti ve ailesi olunca kuduz itler gibi saldırıyorsunuz.

Yazdıklarınızın hepsi külliyen yalandır. Eğer sizde adap, hayâ ve utanma varsa kamuoyundan özür diler, yalanınızı düzeltirsiniz. Oğlumun ortak olduğu İtalya merkezli bir şirkette, gümrük vergisi uygulamasına ilişkin teknik ve idari bir yanlışlık tespit edilmiştir. Bu kapsamda, tamamen rutin ve hukuki çerçevede yürütülen bir süreç doğrultusunda, oğlum, ortağı ve şirketin muhasebecisi yalnızca ifade vermek üzere ilgili makamlar tarafından çağrılmıştır. Bunun dışında, haberlerde iddia edildiği gibi herhangi bir “uluslararası suç örgütü”, “kara para aklama”, “operasyon”, “gözaltı” ya da benzeri bir durum söz konusu değildir.

Sizde utanma yok, adap yok, hayâ yok!

Biz Kurd’üz, Kurdistaniyiz; Kurdistan welatının çocuklarıyız. Bizi kriminalize eden ve welatımızın topraklarında işgalci olan dört terör devletinden biri de sizin hizmet ettiğiniz narko-terör devlettir. Bu yapı aynı zamanda zulüm devletidir ve her türlü pisliğin başını çeken bir yapıdır. Bizim alnımız açıktır, başımız diktir.

Benim çocuklarım asla yasa dışı bir işe bulaşmamıştır ve bulaşmaz. Bu, onların eğitimine, duruşuna ve yaptıkları ticarete de uygun değildir. Siz kirli devlet gücünüzü kullanarak bizi kirletmeye çalıştınız; bu durum 30 yılı aşkın süredir devam ediyor. Ancak biz xwedanımıza inanıyor, kendimize güveniyoruz ve size kaybettireceğiz. Üstümüze saldığınız itlerle birlikte size kaybettireceğiz. Siz bizi yenemeyeceksiniz. Çünkü biz, sizin gibi bir suç örgütü değiliz; biz Kurdistanî insanlarız.

Ailemde herkes benim gibi politikaya karışmamıştır; bu doğrudur. Politika benim işimdir. Çocuklarımın hepsi dünyanın en iyi üniversitelerinde eğitim görmüş, üniversite mezunu bireylerdir. İki çocuğum iki ayrı üniversite okumuşlardır. Siz ise utanmazca yalan ve iftiralarla kendi seviyenizi ortaya koyuyorsunuz. Bize yönelik iftiralarınızla ne kadar alçak, aşağılık bir devletin itleri olduğunuzu gösteriyorsunuz.

Kurdistan topraklarını ve Kurd milletini zorbaca sömüren işgalcilerin, Kurd milletinin kanıyla beslendikleri; bu zulme karşı direnen Kurd şahsiyetlerin ise kanunsuzca katledildiği bir gerçektir. Evlerinden ve işyerlerinden alınıp sorgusuz sualsiz katledilenler olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra köylerde bir sandalye ve bir masadan oluşan sözde mahkemeler kurulmuş, Kurd değerlerinin tamamı idam edilmiştir. Kurdlerin zenginlik kaynaklarını çaldıkları gibi, hukukunu da gasp eden Türkiye terör devleti ve yöneticileri, nasıl oluyor da Kurd milletinin direniş güçlerini, aslında kendilerine ait olan çirkin ithamlarla suçlayabiliyor?

Esasen bize yöneltilen suçlamaların kaynağı Türkiye’yi yönetenlerdir. Bunu bilmeyen varsa, biz kendilerine hatırlatalım.

Siz, yüzünüze tükürülmeye bile değmezsiniz. Uyuşturucu kaçakçılarını mı arıyorsunuz? O zaman terör devletinizin yönettiği itlerinize bakın. Recep Tayyip Erdoğan’ın abisinin oğlunun kayıtlarına bakın. Ona en yakın olan devlet görevlilerinin yaptıklarına bakın. Onun özel danışmanlarına ve en yakın çevresine bakın.

Biz bunları tekrar anlatmak istemiyoruz. Çünkü biz 80’li ve 90’lı yıllarda Türkiye narko-terör devletinin nasıl bir pislik içinde olduğunu kamuoyuna belgeleriyle ortaya koyduk. Sizin için tartışmasız bir güç olan Demirel soyunun da temelini yıktık. Çünkü siz bizim kutsal topraklarımızda bu kirli işleri yapamayacaksınız. Bugün de aynı şeyleri yapıyorsunuz; ancak kendi pisliğinizle bizi kirletemeyeceksiniz.

Avrupa’nın bazı ülkelerinde kendinize bağladığınız rüşvetçi üç beş çakalı bulmuşsunuz, onlarla yapabilecekleriniz de ancak bu kadardır.

Yalanlarınız ve kirli oyunlarınız içinde boğulmanızı xwedanımdan diliyorum. Ama biz onun gereğini yapacağız.

Biz bu iftiraların kaynağını çok iyi biliyoruz. Kimden geldiğini, ne amaçla ve nasıl yayıldığını da iyi biliyoruz. Günü geldiğinde kendimizi savunma hakkıyla cevabını vereceğiz.

Bunu böyle bilin!