Bu Bir Zulümdür; Bu Zulüm Size Kâr Kalmayacaktır.”

Bu Bir Zulümdür; Bu Zulüm Size Kâr Kalmayacaktır.”
16 Kasım 2025
Bu bir zulümdür; bu zulüm size kâr kalmayacaktır.”

Bugün yıl dönümü olarak andığımız Seyit Rıza gibi büyük bir Kurd değerinin katledilmesi, oğlunun da gözleri önünde öldürülmesi ve arkadaşları ile yoldaşlarının hunharca katledilmesi, Mustafa Kemal ve onun Kuvayi Milliye adı verilen yapısının başını çektiği Kurd düşmanlığının nasıl başladığını açıkça gösterir. Bu hareket, bugün “Cumhuriyet Türkiyesi” adıyla Kurd halkı için hâlâ bir baş belasıdır; bunu hepimiz bilelim.

Belki birçok insanımız bilmiyor; fakat soydaşımız Doktor Nuri Dersimi’nin “Hatıratım” kitabını okuduğunuz zaman sürecin tüm detaylarını görürsünüz. O dönemin arşivlerine baktığınızda da şimdi özetle aktaracağımız çerçeve ile aynı gerçekleri görürsünüz.

Seyit Rıza, Osmanlı paşalarının Rus hücumuna karşı direnmeyerek kaçtıkları bir dönemde Dersim’deki Kurd liderlerini toplamış, Rus birliklerinin bazılarına saldırmış ve onların ellerinden aldıkları silahlarla Rusları Erzincan’ın ötesine kadar geri püskürtmüştür. O zamanın Osmanlı generalleri büyük başlı, kibirli ama korkak ve liyakatsiz yöneticiler Dersim’e gelerek Kurd kahramanı Seyit Rıza’ya “Paşalık” unvanı vermiştir.

Cumhuriyetin kuruluşundan sonra ise, Mustafa Kemal ve Kuvayımilliyecilerin saldırıları sonucunda Dersim’de soydaşlarımıza uygulanan zulüm, dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir. Dersimli soydaşlarımız daha fazla mağdur olmasın diye, Seyit Rıza’nın yeğeni Elazığ’da Cumhuriyet Türkiyesi’nin komutanlarından (soyadının “Akdoğan” olduğu hatırlanan bir şahısla) anlaşmaya varmıştır. Bu anlaşma çerçevesinde, Dersim dağlarının zirvesindeki mağarada yaşayan gerçek bir Kurd aslanı, bir kahraman olan Alişer ve eşi Zarife gizlenmişlerdir.

Seyit Rıza’nın yeğeni, bu komutanla yaptığı anlaşmaya güvenerek mağaraya gider, onların yemeğini yer ve ardından Alişer ile Zarife’yi kalleşçe katleder. Kafalarını kesip Elazığ’a, Akdoğan adlı komutana götürürler. Eğer bir hata varsa soydaşlarımız düzeltsin; ancak hatırlanan budur.

Bu ihanetin karşılığında, Seyit Rıza’nın yeğenine büyük paralar, cephane ve araba verilir. Ardından kendisine “Dersim komutanı sensin” denir ve yanına birçok asker verilir. Fakat Elazığ’dan Dersim’in bugün “Tunceli” diye adlandırılan merkezine ilerlerken, yolda kendisini durdurup kendi birlikleriyle birlikte onu da katlederler. Cephaneyi alıp itlerine verirler ve Seyit Rıza’nın üzerine giderler.

Bu olay, liderimiz Seyit Rıza’yı derinden yaralamış, acısını büyütmüştür. Dersim halkının daha fazla zulüm görmemesi için, Erzincan–Erzurum yol ayrımına kadar kendisine bağlı olanlarla birlikte teslim olmuş ve “Biz bu mücadeleyi sonlandırıyoruz” demiştir.

Buna rağmen, Seyit Rıza ve oğlu idam edilmiştir. Mustafa Kemal, Malatya’da kendisi için özel olarak hazırlanan trende beklerken İhsan Sabri Çağlayangil’i göndererek, “Beni tanıyan çok kişi var; ben gelmeden önce idamı gerçekleştirin ki ben oraya gönül almaya gelmiş gibi görünebileyim” demiştir.

Seyit Rıza’nın tek bir ricası olmuştur: “Oğlumu benim gözümün önünde asmayın; benden sonra asın.” Ancak sırf bunu söylediği için, oğlunu ondan önce asmışlardır.

Seyit Rıza ise kendisi için ayrılan sehpaya kendi iradesiyle yürümüş, onu tutmak isteyenleri geri püskürtmüş, bir hamleyle sehpaya çıkmış, ilmiği boynuna geçirmiş ve sehpayı kendi ayağıyla itmiştir. Yaşamına son vermeden önce de şu tarihi sözleri söylemiştir:

“Bu bir zulümdür; bu zulüm size kâr kalmayacaktır.”

Cumhuriyet Türkiyesi’nin temeli budur; ahlakı ve adabı budur; Kurd halkına uyguladığı zulüm budur. Bazılarınız bugünkü yöneticilerin sözlerine aldanmasın; uygar oldukları sanılmasın.

Bağımsız Kurdistan hedefine yürüdük mü, zafer bizimdir.