Dün yaptığımız paylaşımlarda çürümüşlükten ve yalakaların yarattığı olumsuzluklardan söz etmiştik. Bu konuda “Bunlardan nasıl kurtuluruz?” şeklinde sorular geldi. Dünkü yazımızda da belirttiğimiz gibi, bizlerin kendi dilimizi öğrenmeyi zorunlu kabul etmesi ve kendi kültürümüzü yaşaması gerekmektedir. Dünyada bunun örnekleri sayılamayacak kadar çoktur. Kendi kültürümüzü, dilimizi ve tarihimizi öğrendiğimiz ölçüde kendimizi daha iyi tanırız. Tarihimizi ayrıntılarıyla öğrendiğimizde, başımızdan neler geçtiğini ve neler başardığımızı daha net görür; dolayısıyla neler yapabileceğimizi de kendimiz tespit edebiliriz.
Diğer taraftan soydaşlarımızdan gelen soruların bir kısmı da “Çözüm konusunda hedef ne olmalı?” şeklindedir. Bu sorunun cevabı için biz, Kurdistan Birleşik Devletleri Hükümeti’nin kuruluşunu 24 Temmuz 2018 yılında ilan ettik. İsviçre’nin Lozan şehrindeki binada gerçekleştirdiğimiz bu ilan, kuruluş amacımızın çerçevesini de net şekilde ortaya koymaktadır. Hükümetimizin resmî sitesinde kapsamlı biçimde izah edilen bu çerçeve; açılış konuşmamızda, Birleşmiş Milletler’e sunduğumuz dosyada ve Kurdistan Birleşik Devletleri Anayasası’nda da açıkça belirtilmiştir.
Biz Kurdlere göre hedef, bağımsızlık olmalıdır. Kurtuluş bağımsızlıktır. Bağımsız bir devlet yapılanması olmadan milletin varlığının korunması bile güçleşir. Son yüzyılda yapılan zulüm, baskı ve sistemli soykırım dayatması çerçevesinde Kurdçemizin yasaklanmış olması, bugün özellikle Kuzey Kurdistan’da insanların birbirlerine Kurdçe hitap etmelerini zorlaştırmıştır. Çünkü Kurdçe yasaklanmış, yerine Türkçe dersleri dayatılmıştır. Bir millete dilini yasaklıyorsanız, o milleti yok etmeye çalışıyorsunuz demektir. Soykırımın en önemli kanıtlarından biri de budur. Dolayısıyla bizim hedefimiz bağımsız devlet olmalıdır.
Bağımsız devlet statüsüne kavuşana kadar, eğer işgal güçleri bizimle kardeşçe bir arada yaşamak istiyorlarsa, en azından topraklarımızda iki uluslu bir devlet yapılanması geçiş süreci için Kurdlere olumlu bir seçenek olabilir. Kurdistan dört büyük parçaya bölünmüştür. Birinci Dünya Savaşı süreciyle birlikte Kurdistan’ın bu hale getirildiğini defalarca paylaştık. Bilmeyenler okuyarak öğrenebilir; bunun için binlerce kaynak vardır. Doğu Kurdistan, Güney Kurdistan, Batı Kurdistan ve Kuzey Kurdistan’ın her biri Kurdistan’ın önemli parçalarıdır. Bu nedenle “Kimden nasıl bir özerklik alacağız?” sorusu manasızdır. Kurdistan topraklarının tamamı için özerklik düşünmek bile Kurdlere acı verir.
Bağımsızlık hedefi çerçevesinde Irak’taki mevcut yapı bizim için kesinlikle yeterli değildir. İki uluslu devlet yönetimi Suriye’de, İran’da ve özellikle Türkiye’de geçiş süreci için düşünülebilir; ancak bunlar nihai çözüm değildir, geçicidir. Asıl ve kalıcı hedef bağımsızlıktır. Kurdistan dört parçaya bölünmüşken, her birinde ayrı ayrı özerklik talep etmek gülünç olur. İşgal güçleri iki uluslu devlet modelini düşünmediklerinden ve kabul etmediklerinden, bu yapıyı oluşturmak da kolay olmayacaktır. Bu nedenle doğrudan bağımsızlık hedefine odaklanmak gerekmektedir.
Bağımsızlık için işgalcilerden kurtulmamızı sağlayacak güçlü müttefiklikler zorunludur. Bu gerçeği göz ardı etmemeliyiz. Birileri işi gevezeliğe vurabilir, ciddiyetsizce yorumlar yapabilir; fakat Kurdlere göre bu gereklidir. Kurdistan topraklarında kurtuluş mücadelesi Birinci Dünya Savaşı’ndan bugüne kadar sistemli biçimde yürütülmüştür. Doğuda, güneyde, kuzeyde ve Rojava dediğimiz batıda sürdürülen bu mücadele bugünlere kadar gelmiştir. Hepsi önemlidir.