Bugünkü iktidar adına konuşan Ömer Çelik’in, SDG ile ilgili açıklamaları; Kürdistan’ımızın Rojava’sında Kürt milletini korumak için oluşmuş gücü tehdit ederek ve yobaz bir dille etkisizleştirmeye çalıştıklarının açık bir göstergesidir.
Ömer Çelik, “SDG PKK’nin Suriye’deki varlığıdır” diyerek ve SDG’yi “terör örgütü” ilan ederek gerçeği çarpıtmaktadır. Oysa SDG, PYD ve YPG; Kürt milletini, sizin koordinasyonunuzda yönlendirilmiş ve aktifleştirilmiş İslamcı fundamentalist IŞİD ve benzeri terör örgütlerinden korumak için kurulmuş yapılardır.
Bu gerçeği artık aştık. Bugün SDG, YPG ve PYD; Kürt milletinin asil evlatlarının yönettiği kurumlardır. Bu yapılar, Rojava’daki Kürt soydaşlarımızı, Türkiye’yi yöneten ve politikalarıyla Kürtlere karşı tehdit oluşturan anlayıştan korumak için mücadele etmektedir.
Biz zaman zaman “Türkiye terör devleti” diyoruz. Burada kastımız; Türkiye’nin vatandaşlarını ve toplumunu hedef almak değildir. Kastımız nettir: Türkiye’yi yöneten siyasi akıl ve karar mekanizmalarıdır. Sorun halkta değil, iktidardadır.
Suriye’deki Kürt güçleri de Kürt soydaşlarımızı bu anlayıştan korumak için vardır. Önce bunu doğru koyalım ve bu gerçeği kabul edelim.
Siz, TSK üzerinden emir verip Kürtlerin kazanımlarına saldırmayı düşünürseniz, Kürt milleti buna karşı () olacaktır. Bu tür saldırgan politikaların sonuçları () olacaktır. “Süreç” diye adlandırdığınız kandırmaca oyunlar, yine sizin politikalarınızın altında (***) olacaktır.
Biz; tehditlerinizden, barbarca uygulamalarınızdan, inkâr ve işgal siyasetinizden bıktık. Bu nedenle açıkça söylüyoruz: Hodri meydan.
Kürt milleti barıştan yanadır. Dün de barış dedik, bugün de barış diyoruz. Ancak bu barış onurlu bir barış olmak zorundadır. Onursuz bir dayatmaya, teslimiyete ve inkâra karşı, Kürt halkının onuru vardır. Onur yok sayıldığında, bu halkın direnci de yok sayılamaz.
Bunu çok iyi bil, Ömer Çelik.