İYİ Parti’den CHP’ye geçen bu şahıs için “cahil” de diyebilirdik, “bilgisi yok” da.
Ama mesele cehalet değil; bu kişi yobazdır.
Hak tanımaz, hak bilmez. Tarihi de bilmez.
Kendini “Türk” olarak tanımlayanların, ne zaman ve nereden Kürdistan topraklarına geldiklerini öğrenmelerini tavsiye ederiz. Çünkü Malazgirt Zaferi diye anlatılan olay, gerçekte Mervani Kürt Devleti’nin zaferidir. O dönemde Orta Asya’dan gelen kavimler, Kürtlerin himaye ettiği bölgelerde yaşamış; Kürtlerle birlikte, Kürtlere karşı savaşan güçlere karşı mücadele etmişlerdir.
Alparslan denildiğinde, onun akrabaları ya da çadırlarda yaşayan obalarından söz edilir. Ancak hiçbirinin mezarının nerede olduğu dahi bilinmemektedir. Bu yüzden, boşu boşuna insanların kafasını karıştırmaya çalışmayın.
Türkiye’nin bugünkü sınırları da halkların iradesiyle değil, emperyalistler tarafından çizilmiştir. 1916 tarihli Sykes–Picot Antlaşması bunun açık göstergesidir. Bu antlaşmayla Osmanlı toprakları parçalanmış, üzerinde yeni devletçikler oluşturulmuştur. Sınırları çizen, yöneticileri belirleyenler; Birinci Dünya Savaşı döneminde İngiliz ve Fransızlar öncülüğündeki Haçlı güçleridir.
Kürtlerin o dönemde kendi topraklarında bağımsız bir vatan kuramamış olmalarının tek nedeni, işgal güçleriyle birlikte Osmanlı’ya karşı savaşmamış olmalarıdır.
Mustafa Kemal’i Türkiye’ye atayanlar da İngilizler ve Fransızlardır. Kuvayı Milliye’yi kurduran, masraflarını karşılayanlar da yine onlardır. Mustafa Kemal’in Macaristan’da sekiz ay boyunca, Cumhuriyet Türkiye’sinin nasıl yönetileceğine dair eğitim aldığı da kendi notlarında yer almaktadır.
Hicaz Komutanlığı’na atanmak istemediğini, neden gitmek istemediğini yine kendi notlarında görmek mümkündür. Hicaz’da komutanlık yapacağına; Halep’ten Diyarbakır’a, oradan Elazığ’a geçmiştir. Sözde Diyarbakır ve Elazığ eşrafından iaşe malzemesi toplayacaktı. Oysa bu, onun görevi değildir.
Daha sonra İsmet İnönü ve ekibiyle birlikte İstanbul’a götürülmüştür. O sırada Osmanlı zaten teslim olmuştu; Sultan’ın sarayı İngiliz ve Fransız askerleri tarafından korunuyordu. Sultan’ın huzuruna çıkarılmış, Genelkurmay Başkanlığı görevine atanmıştır. Böbrek rahatsızlığı bahanesiyle Macaristan’a götürülmüş ve orada, yeni Türkiye’nin nasıl inşa edileceği öğretilmiştir.
Bunların hepsi bilinmektedir.
Kürdistan topraklarının parçalanmasının nedeni de budur. Buna rağmen bugün Kürdistan Birleşik Devletleri kurulmuştur. Resmi kazanımı sağlanmış, hükümeti ilan edilmiş, yöneticileri belirlenmiştir. Ve bu yöneticiler bizleriz. Kendi milletimizin vatanı olan Kürdistan’ı, Kürdistan Birleşik Devletleri çatısı altında kendimiz yöneteceğiz.
Bu sizin işinize gelebilir ya da gelmeyebilir.
“Emperyalistler” diye suçladığınız uydurma hikâyelere bakacağınıza, Türkiye’nin nasıl kurulduğuna bakın. Osmanlı’nın nasıl işgalcilere satıldığına bakın. Çünkü bunların tamamı, Cumhuriyet’in kuruluş sürecine ait arşivlerde ve Osmanlı’nın son dönem kayıtlarında açıkça yer almaktadır.