Fethi Yıldız Bey, avukatlık döneminden şahsen çok iyi tanıdığımız bir şahsiyettir. Devlet Bahçeli Bey’in ve kendilerinin bu süreç adına yaptığı çalışmaları da dikkatle izliyoruz. Ancak bu söylemleriyle Fethi Bey, MHP’nin siyasi görüşünü mü ifade etmektedir, yoksa mevcut Türkiye yönetiminin aldığı kararları mı dile getirmektedir? Bu husus netlik kazanırsa, Kurd milletinin kendi konumunu daha sağlıklı değerlendirmesi ve buna göre kararlar alması mümkün olacaktır.
Fethi Bey’e şunu açıkça söylemek isterim: Siz o sekiz maddeden söz ediyorsunuz. Biz o maddelerin tamamından haberdarız. Ancak o maddelerin en önemlisi şudur: Suriye’de yeni anayasa oluşturulurken Kurd güçlerinin de sürecin asli unsuru olarak içinde yer alması gerekirdi. Taleplerinin dikkate alınması gerekirdi. Bu yapılmamıştır. Siz bunu ya görmezden geliyorsunuz ya da açıklamanızda bilinçli olarak buna değinmiyorsunuz.
Oysa varılan mutabakata göre anayasanın birlikte hazırlanması gerekiyordu. Buna rağmen, Suriye’ye yerleştirilen ve Şam’da egemen kılınmaya çalışılan IŞİD terör örgütünün yöneticileri, kendi başlarına ve kendi çıkarları doğrultusunda bir anayasa hazırlamıştır. Bunun, Suriye’deki azınlıklar açısından da Kurd milleti açısından da asla kabul edilebilir olmadığı, defalarca ve açık biçimde dile getirilmiştir. Burada açık bir kandırmaca vardır.
Siz, Kurd güçlerinin kurumlarına “terör örgütü”, yöneticilerine “terörist” diye hitap ediyorsunuz. Bu yaklaşım yakışıksızdır ve hiçbir fayda sağlamayacaktır. Esas terör, IŞİD terör örgütünün Şam’da yönetici konumuna getirilmek istenmesidir. Kurd güçlerinin, bu terör örgütünün militanlarının boyunduruğu altına sokulmak istenmesi kabul edilemezdir. Bu durum tarafımızca da, Kurd güçleri tarafından da defalarca net biçimde ifade edilmiştir.
Siz Ahmet El Şara’nın terörist olduğunu inkâr edemezsiniz. Bunu siz de çok iyi biliyorsunuz. Türkiye, yerinin tespit edilmesi için başına 10 milyon lira ödül koymuştu. Amerika Birleşik Devletleri ise yakalanması için 25 milyon dolar ödül açıklamıştı. Bu kişi, Amerikalı yetkilileri ve Türk askerlerini bizzat katletmiş bir teröristtir.
Bugün IŞİD terör örgütünün kontrol altına alınmasında Kurd güçlerinin on binlerce şehit verdiğini, on binlerce canını feda ettiğini sizler de biliyorsunuz. Buna rağmen Kurd güçlerinin Türkiye’ye tehdit oluşturduğunu söylemeniz, Kurdlerin kazanımlarını eritmeye çalışan çevrelere destek vermek anlamına gelir. Bu doğru bir yaklaşım değildir.
Kurdlerin oradaki hak ve hukuklarını, aynı zamanda güvenliklerini korumakla sorumlu olan ve IŞİD’i yerle bir etmek için on binlerce can veren Kurd güçlerine bu şekilde yaklaşmanız, Türkiye’nin ve sizin samimiyetinizin sorgulanmasına yol açmaktadır. Biz bu durumu böyle değerlendiriyoruz.
İsrail ve Amerika’dan söz ediyorsunuz. Birinci Dünya Savaşı döneminde, 1916 Sykes-Picot Anlaşması ile Türkiye’nin sınırları çizildi. Türkiye’yi yöneten kadrolar da, Mustafa Kemal dâhil olmak üzere, İngilizler ve Fransızlar tarafından maaşa bağlanarak görevlendirildi. Bunları siz çok iyi biliyorsunuz.