Mustafa Kemal ve çevresindeki kadrolar; Yemen’den, Hicaz Komutanlığı’ndan, Suriye’den ve Diyarbakır bölgesinden İngilizler ve Fransızlar tarafından İstanbul’a getirildiler. İstanbul, savaş henüz bitmeden işgal altındaydı. Sultan’ın sarayı dahi İngiliz ve Fransızların denetimindeydi.
Bu süreçte biz Kurdlerin büyükleri, susuzluktan, iaşesizlikten ve İngilizler ile Fransızlar tarafından organize edilen Arap aşiretlerinin saldırıları sonucu katledildiler. Çanakkale savaşlarında da Kurdler can verdi. Peki karşılığında Cumhuriyet’ten ne aldılar? Yalnızca kalleşlik.
Bu gerçekleri Devlet Bey de biliyor, Erdoğan Bey de biliyor. Kürdler neden devlet olamadı? 1916’da Osmanlı toprakları paylaşılırken İngilizler ve Fransızlar Kurd beyleriyle görüştüler. “Osmanlı’ya karşı bizim yanımızda yer alın, size devlet verelim” dediler. Kurdler bunu reddetti. 1514’te Yavuz Sultan Selim ile yapılan anlaşmalara sadık kaldılar, ihanet etmediler.
Sonrasında ne oldu? Kurd büyükleri, köy meydanlarında kurulan göstermelik mahkemelerle idam edildiler. Yaklaşık bir yüzyıldır Kurdlerin varlığı inkâr edildi, dilleri yasaklandı. Karşı çıkanlara “terörist” denildi. Kim terörist? Gelin vicdani ve ahlaki bir muhasebe yapalım.
Birlik istiyorsanız, barış istiyorsanız; Kurd tarafını yok sayarak, dayatma ile birlik kurulamaz. Bu tutmaz. Mantık çerçevesinde Kurd milletine yaklaşın ki, Kurd milletinin asil evlatları da sizi ciddiye alsın.
Orta Asya’dan gelen kavimler bu topraklara savaşarak değil, Kurdlerin misafirperverliğiyle yerleştiler. Alparslan döneminde bölgede egemen olan Mervani Kurd Devleti idi. Bizans’a karşı savaşanlar Kurd güçleriydi. Buna rağmen bugün Kurdlerden hiç söz edilmiyor.
Tarih çarpıtılamaz. Arşivler bu gerçekleri hâlâ saklıyor. Kurdleri yok saymak, onların direniş güçlerine “terörist” demek, yapılan zulmü örtmez.
Eğer siz “Suriye, Irak ve İran’da da Kurdlerin hiçbir egemenlik hakkı olmayacak” derseniz; Kurdler de İsrail’le, Amerika’yla, Avrupa’yla iş birliği yapar ve kendi topraklarını savunur. Bu hem meşru hem de uluslararası hukuka uygundur.
Rojava’da, yani Batı Kurdistan’da, Kurdler kendi yönetimlerini pekiştireceklerdir. Kurd güçlerinin silah bırakıp IŞİD artığı birkaç yöneticinin insafına terk olacağını düşünmeyin.
Son olarak şunu bilin:
Zulümle gelirseniz, karşılığını alırsınız.
Biz bunu istemiyoruz.
Ama buna zorlanırsak, buna muktediriz.