Kürdler ile barışalım ama geçmişi unutalım” yaklaşımı yanlıştır. Çünkü Kürtlere 100 yıldır sistematik baskı, asimilasyon ve inkâr politikaları uygulanmıştır. Köyler yakılmış, insanlar faili meçhule gitmiş, anadil yasaklanmış, Kürtçe müzik dinleyenler işkence görmüş, Türkçe bilmeyen çocuklar eğitimde şiddete maruz bırakılmıştır. Ben bile Lice’den okula giderken bu baskıyı yaşadım.
Savaşın sebebi Kürtlerin varlığı veya talebi değildir; devlet politikalarının yanlışlığıdır. Yaklaşık 6000 köy boşaltıldı, Lice defalarca yakıldı. Tansu Çiller dönemindeki operasyonlar “terörle mücadele” adıyla meşrulaştırılmaya çalışıldı fakat halk mağdur edildi.
Eğer samimiyet isteniyorsa devlet açıkça şu gerçeği ifade etmelidir:
“Kürt halkına haksızlık ettik. Topraklarını paylaştılar ama biz karşılık olarak zulmettik. Bu yaraları sarmaya hazırız. Eşitlik ve adalet temelinde yeni bir ortak yaşam kuracağız.”
Gerçeklerle yüzleşmek barışın ilk şartıdır. Mağdura baskı uygulayarak çözüm üretilmez. Kürt milleti hâlâ haklarının tanınmasını beklemektedir. Hak teslimi olmadan barış gerçekçi değildir.