Amerika Birleşik Devletleri Senatörü Sayın'ın Lindsey Graham'ın açıklaması ve soruları dinledik haklı bir yaklaşımdır. Ancak tek araflı bir dayatma olduğu olduğunu hepimiz biliyoruz. Kurdler hiçbir şekilde bu pazarlıkta yer almamışlar. Yapılan dekorasyonun Kurd tarafına talimatname gibi bildirildiğini biliyoruz. Bu ahlaksızlığın hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini, hiçbir Kurdun de bunu kabul etmeyeceğinin bilinmesi gerekir.
Amerika Birleşik Devletleri temsilcisi Tom Barrack'ın, bu anlaşmanın olduğunu söylemesi ve bunu paylaşması da anlaşılır değildir. İsrail Devletinin yetkilileri bu duyurudan sonra bir şok içinde olduklarını söylediler ve bunun hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini kendilerinden bizzat duydum. Bazı Amerikalı yetkililerle direk görüşmelerimde, bölgede olup bitenlerden yakınen haberdar olduklarını ama böyle bir anlaşmanın olmadığını, bunun Türkiye'nin ve kendileriyle beraber hareket edenlerin kirli bir oyunu olduğunu ve bunun Amerika Birleşik Devletleri tarafından da kabul edilemeyeceğini söylediler. Tabii ki bugün yarın bunları hep birlikte göreceğiz. Sayın Lindsey Graham bu olayların doğrusunu bizden daha iyi ve net olarak öğrenebilir ancak Amerika Birleşik Devletleri eğer Rojava'daki Kurdlerin Şam'da egemen kılınmak IŞİD unsurlarına teslim edilmelerini kabul edeceklerse; bu Ortadoğu'da kaosun fitilinin yakıldığı anlamına gelecektir.
Kurdler her zaman doğru tarafta yer aldılar. Bu bugün için değil Birinci Dünya Savaşı döneminde de Kurdler dürüst davrandılar ve Lozan Antlaşmasıyla ihanete uğradılar. Bugün yapılan anlaşma da Lozan Antlaşması benzeri bir ihanettir ve dayatmadır. Biz Kurdler asla bunu kabul etmeyecegiz.
Ayrıca Kurd güçlerinin Deyr-i Zor'dan ayrılmalarını da doğru bulmadık. Sizin topraklarınızı ellerinizden almaya çalışan bir terörist örgütü ve o terörist örgütü koordine edenlerin saldırısına karşı kendinizi ve milletinizi korumayacaksanız, insanlar ölmesin diye topraklarınızı terk edecekseniz niye orada varsınız ki? Bunu doğru bulmadık. ayrıca Güney Kurdistan'daki etkin Kurd güçlerinin daha başından beri Rojava'daki Kurd soydaşlarımızı korumakla görevli insanlarımızın yanına güçleriyle koşmamış olmalarını da doğru bulmadık. Kurd milletinin her halükarda alarm durumunda olmaları ve vatandaşlarımızın ve güçlerimizin yalnız bırakılmamaları gerektiğini bilmelerini de ısrarla rica ederiz. Her ne kadar biz doğru bulmadığımızı söylediğimiz adımlar atılmış ise de biz yine de buradan belki görmediğimiz bilmediğimiz bazı hususlar da vardır. Milletimizin bunları bilmesinin sağlanması gerekir ve bu çerçevede yine bu güçler bizim güçlerimizdir, millet bizim milletimizdir, her birimizin ayrı ayrı bu güçlerimize ve milletimize hizmette sınır tanımamalıyız.
Ayrıca Suriye Ordusu denen terörist sürüsünün ellerindeki ağır silahların hepsi Türkiye'ye aittir. Dronlar başta olmak üzere ve yine Suriye Ordusu adıyla ve özellikle de Fırat'ın batısında Türkiye'ye bağlı olan unsurların komutanların hepsi Türkiye ordusunun personelidir. Şam'daki IŞİD terör örgütüne ait olan askeri gücün yöneticilerinin, komutanlarının hepsi Türk vatandaşıdır. Kimilerinin de adları değiştirilmiş. El Şara'nın çevresindeki komutanların hepsi de Türk askeri yetkililerdir. Bazılarının adları da değiştirilmiş eski IŞİD terör örgütünün de yöneticileriydiler. Sayın Lindsey Graham'ın sordugu sorunun cevabı nettir. Hem Türkiye ordusunun askeri personeli komutan görevini üstleniyorlar saldırılarda öncü kendileridirler. Mühimmat, techizatta tamamen Türkiye tarafından temin edilmektedir. Burada büyük orantısız güç vardır. Bu söylediğimiz bilgilerin hepsi detaylarıyla hem İsrail Devleti hem de Amerika Birleşik Devletleri tarafından bilinmektedir. Yalnız bunları biz bilmiyoruz kendileri de biliyorlar. Pentagona bağlı Savunma Bakanlığından da bilgi edinebilirsiniz. Burada çok kirli bir oyun oynandığını da hepimiz bilmeliyiz ve bu böylece örtbas edilip kapatılamaz.
Saygılarımızla.