El Şara'nın bugün Kürt milletini tanımlayan bir iki söz söylemesi de bizim duygularımızı okşamıyor ve bizim Bağımsız Kürdistan Birleşik Devletlerin resmileştirme çalışmalarımıza ara vermemizi de gerektirmiyor. Şam'da Dışişleri Bakanlığı koltuğunu işgal eden hadsiz esasen bir ajan bozuntusudur ve orada düzeni bozmak için kışkırtıcılık yapmaktadır ki bizim insanlarımız zaten bunu bilirler. Milletimizin de bilmesinde yarar var.
Türkiye'yi yönetenler kendilerini güçlü etkin olarak görebilirler ama bu süreçte daha fazla zarara uğramak istemiyorlarsa akıllarını başlarına toplamalıdırlar. Biz kaç yıldır bu konuya atıfta bulunarak izahatlarda bulunuyoruz. Artık son demine gelmiş, ya bizim milletimizin hakkına hukukuna saygılı olur, anlaşmalı olarak bizim kutsal topraklarımızdan çekilirsiniz ya da biz sizi buradan çıkarırız. Bunun başka yolu yok.
Bunu yaparken nasıl bir ittifak kurarız, nasıl bir müttefiklik ortaklığı geliştiririz orası sizi hiç mi hiç ilgilendirmez. Biz Kürdistan topraklarını sizin işgalinizden aldıktan sonra topraklarımızı nasıl işleriz, kimlerle ortaklık yaparız, Avrupa ile mi birlik oluruz, uzaydan gelecek yeni bilinmeyen ırklarla mı anlaşma yaparız, İsrail ile mi yaparız, Amerika'yla mı yaparız, işgalcileri ilgilendirmez, bizi ilgilendirir. Bunun görülmesi lazım.
Siz bize ne veriyorsanız karşılığında onu alacaksınız. Bize zulüm veriyorsanız karşılığında daha fazlasını alacaksınız. Bize hakkımıza hukukumuza saygılı davranarak nasıl sorunumuzu konuşarak çözeceğimizi, diyalogla diplomasiyle nasıl çözeceğimizi kabul ediyorsanız, biz de o çerçevede yaklaşırız. Yüzyıllık zulüm bitti. Bu statüko devam etmeyecek. Biz buna asla ve asla müsaade etmeyecegiz. Savaş olduğu zaman taraflardan kan dökülür, çok insan ölür. Biz bunu istemiyoruz, milletimiz de bunu istemiyor ama yok olmayı hiç istemiyoruz. Dolayısıyla biz savaştan korkmuyoruz, ölümden korkmuyoruz, her an ölüme hazır olarak yaşıyoruz, bize yönelik bazı ucuz çapulcuların kirli elleriyle oyunlar oynamaya devam edebilirsiniz.