Kürtler için önemli olan kendi topraklarımızda uygar normlarla yaşamak isteğimizin önüne çıkan engellerin yıkmak zorunda olduğumuzun bilinmesidir. Bize, hak ve hukukumuza saygılı bir şekilde yaklaşıldığında, elbetteki aynı çerçevede, hatta daha fazla olgunlukla yaklaşacağımızın bilinmesi gerekir ki Kürt milletinin tarihinde şimdiye kadar yaptığı da budur. Sonradan Osmanlı İmparatorluğu'nun yöneticiliğini üstlenen çevrelerde dahil orta Asya'dan gelen kavimlere eğer Kürtler evsahipliği yapmasaydı, korumalarını üstlenmeselerdi, sahip çıkmasalardı bunların şimdi tarihte adı bile olmazdı. Yine birinci Dünya Savaşı sürecinde eğer Kurdler diğer Arap ülkelerinin yaptığı gibi işgal güçleri ile anlaşma yapmış olsalardı ve o anlaşmaya uygun olarak Osmanlı'ya karşı savaşmış olsalardı herhalde bugünkü Cumhuriyet Türkiye'sinin sınırları belki de Trakya ile sınırlı kalırdı. Şimdi bazı olayları tarihi gerçeklerden uzaklaştırırlarsa ve Türkiye'nin okullarında yalan tarihi çocuklara öğretirlerse insanlar böyle zehirlenmiş olarak büyürler ve sonuçta anlaşma olamaz. Tarih boyunca Türklük adına Kurdlere kalleşlik yapmış ve Türklük adına Kurdlere zülüm yapılmış. Kurdlük adına hiçbir zaman Ortaasya'dan gelen bu kavimlere ne zülüm yapılmış ne de kalleşlik yapılmış bugün de durum böyledir. Bugünki Türkiye'nin sınırlarını da Sykes-Picot anlaşmasıyla 1916 yılında İngiliz ve Fransızlar çizmişlerdir. Kendi kendilerine uydurma yalanlarla, efendim işte biz emperyalistlerle dış güçlerle anlaşma yapıyormuşuz, kendilerinin varlıklarının temelinde dış güçlerin organizatörlüğü vardır. Osmanlı'nın yıkılışı Türkiye'nin kuruculuğuna atananların eliyle olmuştur. Çünkü hepsi askeri erkanın yöneticileriydiler. Mustafa Kemal'di, İsmet İnönü'ydü diğerlerinin hepsi.
Bugün gelinen aşamada artık taşların yerine oturması gerekiyor. Biz Kürtler kendi kendimizi yönetmekten başka hiçbir dayatmayı kabul etmeyeceğimiz net olarak görünmeli, bilinmeli ve kabul edilmelidir. Biz bunu başarabiliriz. Bunu başarmaya çalışırken dış güçlerle mi anlaşırız, dış güçlerle mi birlik oluruz orasını biz biliriz. Sizi hiç mi hiç ilgilendirmez. Bir de bizim Kürt soydaşlarımızın, kahramanlarının İsrail ile anlaşmalarına çok fazla atıfta bulunuyorlar. Şimdiye kadar bir Kürt İsrail Devletinin, Devlet Onur Ödülünü almadı. Tek bir kişi almış Türkiye'den o da Recep Tayyip Erdoğan'dır. Ariel Şaron'un elinden İsrail Devlet Onur Ödülü madalyasını alan kendisidir.
Sonuçta bizde yapılan yaklaşımlar dostça olursa, hakkaniyete dayalı olursa bizden de öyle bir karşılık alınır. Ama bizi yok etmeye dayalı çalışmalar yürütülürse bizim de vereceğimiz karşılık milyonlarca kat misliyle olur.