bu konuda nasıl bir muhasebe yaptığına dair açıklamalarını da görmek isterdik. Ancak görünen o ki, “18 Ocak anlaşması” söylemiyle Türkiye terör devletinin politikalarını uygulamayı benimseyen, son derece utanç verici bir tutum sergilemektedirler.
Kürt gençleri, Kürdistan topraklarını ve Kürt milletini IŞİD terör örgütüne karşı korumak için canlarını verdiler. Bunu bilmeyecek, görmezden gelecek kadar akıl ve vicdan yoksunu bir insan olabilir mi? Dünyada bu gerçeği inkâr edecek kadar kopuk biri bulunabilir mi? Hele hele bir Kürt, bu kadar gerçeklerden uzak olabilir mi?
Kürt milleti savaşın ortasındayken, nereden destek bulduysa oradan destek almıştır. Bunu anlamamak için akıldan ve vicdandan bu kadar uzak olmak mı gerekir? “Emperyalist güçler” denildiğinde, Türkiye dâhil olmak üzere Kürdistan topraklarında işgalci konumunda bulunan barbar yapıların hangisi bu güçlerle bağlantılı değildir? Hangi işgalci devlet kendi sınırlarını kendi iradesiyle çizmiştir?
Sykes–Picot Anlaşması 1916 yılında çizilmiştir. Türkiye bu anlaşmanın sonucudur; Irak bu anlaşmanın sonucudur; Suriye bu anlaşmanın sonucudur. Kürtler ise bu anlaşmaya dâhil edilmedikleri, kendi toprakları üzerindeki sınırları korumaya yönelik iradeyi yeterince ortaya koymadıkları ve Türklerle birlikte yaşama tercihinde bulundukları için bugün devletsiz bırakılmıştır.
Mağduru suçlamak, Kürdistan’ı işgal edenlerin alışık olduğu bir ahlaksızlıktır. HÜDAPAR’ın da aynı çizgide durması, kendilerini utanç verici bir konuma düşürmektedir. Bunun kendilerine hatırlatılmasına bile gerek var mıdır?
Elbette Kürt milleti, kendi topraklarını işgalcilerin elinden almak ve korumak için mücadele edecektir. Bu amaçla, destek alabileceği her güçle de anlaşma yollarını arayacaktır. Bugün hâlâ Kürdistan topraklarında, Kürt milletinin içinde bu denli utanmaz tutumlar sergileyen insanların bulunması insanın midesini bulandırmaktadır.
Bu millet, kendi welat toprakları üzerinde kendi devletini kuracak ve yönetecektir. Sizler gibi çapulcular buna hiçbir zaman, hiçbir şekilde engel olamayacaksınız. Bu denli bir zavallılığı anlamaya çalışmak gibi bir yükümlülüğümüz de yoktur.
Biz milletçe kurtuluş mücadelemizi sürdürmekten asla geri durmayacağız.
Yüz yılı aşkın bir süredir, Birinci Dünya Savaşı’nın galiplerinin kararlarıyla çizilen Sykes–Picot düzeni çerçevesinde Kürdistan toprakları yapay sınırlarla parçalanmıştır. Bu parçalanmışlık, Kürtler tarafından hiçbir zaman kabul edilmediği gibi; yüz yılı aşkın süredir Kürdistan’ı işgal eden barbar güçlerin zulmü ve zalimliği, her Kürt bireyinin belleğine hesap sorulması gereken bir gerçeklik olarak kazınmıştır.
Bu düzenin böyle devam etmeyeceği kesinlikle bilinmelidir. Kürt milleti, kendi welatında, kendi toprakları üzerinde, kendi devlet çatısı altında yaşama hakkına sahiptir ve bu hakkı elde etmek için yapılması gerekeni yapacaktır. Bu yolda, mücadelemizin başarıyla hedefe ulaşması için ne gerekiyorsa yapılacaktır.
Soylu değerlerin mirasçısı olan asil Kürt milletinin, bu bilinçle başı dik şekilde yaşamaktan ve mücadeleye devam etmekten başka bir seçeneği yoktur.