IŞİD terör yapılanmasının Kürdistan topraklarında terör estirdiği gerçeği, biz Kürtler için unutulması mümkün olmayan bir hakikattir. Avrupa ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer dünya devletleri; başta Türkiye’nin yöneticisi Erdoğan olmak üzere, biz Kürtlere dayatılan acıların üzerimizde bıraktığı etkiyi düşünmeyebilir. Hatta Erdoğan’ın kendisinin ve çevresindeki çetelerin bu zulmü işlemiş olmayı bir marifet olarak görmesini de kabullenebilirler; zira karakterleri buna müsaittir.
Batı dünyası, on binlerce Kürt çocuğunun kaçırıldığını, bu çocuklara tecavüz edildiğini; on binlerce çocuğun ve yüz binlerce Kürt ailesinin bu baskı, zulüm ve yaşananlar nedeniyle ağır travmalar yaşadığını görmezden gelebilir. Bu tutum, onların ahlaki prensiplerine uygun olabilir. Ancak biz Kürtler bunu kabullenmeyeceğiz, unutmayacağız ve bunun hesabını soracağız.
Üzücü olan bir diğer gerçek ise, sayısını şu an tam olarak belirtemeyeceğim kadar çok insanın yalnızca ideolojilerine uymadıkları ya da gayrimüslim oldukları için katledilmiş olmasıdır. Gazeteci oldukları için başları kesilenler oldu. Aynı şekilde, kendilerinden olmayan Türkiye askerlerini, Suriye askerlerini, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin askerlerini, Amerikan askerlerini ve Arap ülkelerinin askerlerini de canlı canlı yaktılar, başlarını kestiler. Tüm bunlar onlar için kabul edilebilir görüldü.
Oysa Kürt milleti, on binlerce can vererek bu kirli, fundamentalist İslamcı terör örgütlerini silip süpürdü.
Bugün gelinen noktada, Türkiye’nin öncelikleri doğrultusunda Batı dünyası bu pislik sürüsünü; IŞİD, El Kaide ve benzeri terör militanlarını Suriye’ye egemen kılmaya çalışıyor. Peki siz bu sapıkları, tecavüzcüleri ve katilleri Şam’a egemen kıldığınızda ne yapmalarını bekliyorsunuz? Orada hâkimiyet kurduklarında ilk saldıracakları yer Türkiye olmazsa şaşırırım. Eğer Türkiye’de Erdoğan iktidarda kalmazsa, belki Türkiye’ye saldırırlar; Erdoğan kalırsa bu kez Avrupa Birliği’nin en zayıf noktalarından vuracaklardır.
Bugün Amerika’da etkili konumda bulunan, özellikle Tom Barrack adlı şahsiyet de bu yapılanlardan utanç duymayabilir; Kürt milletinin yaptığı fedakârlıkları unutabilir. Bu da onların ahlaki prensiplerine uygun olabilir. Ancak biz, Amerika Birleşik Devletleri halkının, diğer liderlerin, Kongre ve Senato üyelerinin bu tür ahlaksızlıklara ortak olmayacağına inanıyoruz.
Ayrıca Avrupa Birliği ülkelerinde görüştüğüm birçok parlamenter ve seçilmiş temsilcinin, bu gelişmeler karşısında duyduğu derin rahatsızlığı ve mide bulantısını bizzat gözlemledik.
Biz Kürtler, bu rezaleti yaratanların Kürdistan topraklarında egemen olmasına izin vermeyeceğiz. Ne Tom Barrack ne de onun patronu olan Donald Trump, bu rezaleti bize dayatanların egemenliği altına girmemizi kabul ettirebilir.
Biz; uygar dünya insanlarıyla, ahlaki prensiplerle yaşamak isteyenlerle, uygarlığı korumayı savunan herkesle birlikte bu rezaletin kökünden kazınması için her türlü fedakârlığı yapmaya hazırız. Bizi yalnız bıraksalar da, bize sırt dönmek onların ahlaki prensiplerine uygun olsa da, biz Kürtlerin birliğini sağlayarak bu mücadeleyi tek başımıza da olsa sürdüreceğiz.
Bu böyle bilinsin.