Ayşe Hür

Ayşe Hür
9 Şubat 2026
Ayşe Hanım, iyi günler.

Sorularınız için teşekkür ediyorum.
Benim ne iş yaptığım biliniyor. Sizin, benim hayatımla ilgili Türkiye’de belli bir sisteme hizmet eden çevrelerin yalan ve iftiraları dışında bilgiye sahip olmadığınız anlaşılıyor.

1995 yılında Hollanda’da rehin alındım ve bir yıl sonra Türkiye’ye iade edilmek üzere bir yıl hapiste tutuldum. Bir yıl sonra, ev hapsinde tutulmak kaydıyla serbest bırakıldım. O süre içerisinde olanlar tamamen basın çevreleri tarafından bilinmektedir. Yaklaşık bir yıl süreyle yine ev hapsinde kaldım. Daha sonra tekrar ev hapsinden alınarak tecrit edilmek üzere rehin alındım ve bu rehin alınma süreci 6,5 yıl boyunca tamamen tecrit altında geçti. Tecrit sürecinde, uydurma bir dosya ile 20 yıl hapis cezasına çarptırıldım. Söz konusu dosyadaki delillerin tamamının Hollanda ve Türkiye görevlileri tarafından oluşturulduğu ve sahte olduğu tespit edildi. Bunun üzerine serbest bırakılmam gerekirken, bu kez müebbet hapis cezasına çarptırıldım. Otuz yılı aşkın bir süredir Hollanda’da hapisteyim.

Hollanda’da rehin alındığım zaman bütün mal varlığıma da el konuldu. El konulan mal varlığımın listeleri hem Türkiye ve Hollanda’daki dava dosyalarında hem de İngiltere’deki dava dosyalarında mevcuttur. Yirmi dokuz yıl sonra finans davasını kazandım. Bu finans davasındaki kazanımlar 54 şirketi kapsamaktadır. Benim ticaretimin hiçbir aşamasında gayrimeşru bir alışveriş, kazanım ya da edinim olmamış; uyuşturucu trafiğiyle de hiçbir şekilde ilişkim bulunmadığı mahkeme kararıyla netleşmiştir. Daha önce Hollanda’daki cezalandırmalara rağmen Türkiye’deki mahkemelerde, Devlet Güvenlik Mahkemesi dâhil olmak üzere, Hüseyin Baybaşin’in uyuşturucu trafiğiyle hiçbir ilgisi olmadığına dair kararlar çıkmıştır. Bunların tamamı hem Türkiye’deki, hem Hollanda’daki hem de İngiltere’deki dava dosyalarında mevcut olup, birçok kez medya kuruluşları tarafından da paylaşılmış bilgilerdir.

El konulan şirketlerim arasında turizm, inşaat, gıda ve tekstil şirketleri bulunmaktadır. Tekstil alanında, 1970’lerin sonundan 1980’lerin ilk yıllarına kadar Libya’daki askeri birimlere sattığımız askeri giysiler, yıllık on binlerce dolar kazanç sağlayan bir ticaretti. Bunun dışında yaptığımız ticaretlerin tamamı önemli kazanımlar sağlamış olup, hiçbir gayrimeşru kazancımız yoktur. Aynı şekilde İngiltere’deki şirketlerin de hiçbir gayriresmî ticaretle ilişkisi olmadığı mahkeme kararıyla hükme bağlanmıştır. Bu şirketlerin uzantıları da vardı; gıda alanında onlarca şirketi, tekstil alanında yine onlarca şirketi kapsıyordu. Turizm şirketi yalnızca turizmle sınırlıydı. Oto ticaretinde ise bilindiği gibi Tofaş bayiliğimiz ve servisimiz vardı. Bunların tamamına o dönemde el konuldu ancak bugün hepsini hukuken geri kazandık. Mahkeme kararıyla netleşmiş finans davası da kamuoyuna açıktır. Ayrıca Türkiye Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılan “Hüseyin Baybaşin’in hiçbir sabıka kaydı yoktur” şeklinde bir karar da bulunmaktadır. Bunlardan bilginiz olmadığı için sormuş olduğunuzu anlıyoruz; teşekkür ederiz.

Günümüzde yaptığımız ticaret kapsamında inşaat işleri de devam etmektedir. Mermer işlerimiz vardır ve inşaat faaliyetleri denildiğinde mermer işi de bu kapsama dâhildir. Mermer işi, 1980’lerin başından bu yana hâlen devam etmektedir. Diyarbakır’da kime sorsanız bu çalışma alanlarını size gösterebilirler. İstanbul’da da avukatlarımızın bilgisi dâhilinde yürüyen işlerimiz bulunmaktadır. İngiltere’de ise bazı işlerimiz hâlen devam etmektedir. Halk diliyle “alışveriş” olarak adlandırılan, İngilizcede “trade” olarak ifade edilen ticaret şirketimiz kapsamlı ticaret yapmaktaydı ve bu alandaki faaliyetlerimiz hâlen sürmektedir. Daha fazla bilgi talep ederseniz, bunu da paylaşabiliriz. Ancak uyuşturucu trafiğiyle hiçbir şekilde ilişki ve bağımız olmadığı zaten bilinmekte ve mahkeme kararlarıyla da kanıtlanmış bulunmaktadır.

Hollanda’da tutuluyor olmamızın tek bir nedeni vardır. Bu da, Joris Demmink adlı Hollanda Adalet Bakanlığı Müsteşarının, Türkiye’de küçük yaştaki erkek çocuklarına yönelik tecavüz eylemlerini organize eden Türkiye Devleti yetkililerinin, son derece iğrenç ve çirkin bu olaylara dair video kayıtlarının alınıp, benim rehin tutulmam karşılığında bu kayıtların bir şantaj malzemesi olarak kullanılmış olmasıdır. Bu video kayıtlarının hâlen jandarma merkez komutanlığında bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca bu olaylara tanık olan kişilerin bize yazılı olarak verdikleri bilgiler de mevcuttur. Hollanda’da ve Türkiye’de açtığımız davalara rağmen, anlamsız ve kasıtlı kararlarla “zaman aşımı” gerekçesiyle soruşturmaya yer olmadığı yönünde kararlar verilmiştir. Oysa Hollanda hukukuna göre, Hollanda vatandaşları Hollanda dışında dahi suç işlemiş olsalar Hollanda’da yargılanabilmektedir.

Hollanda’da açtığımız davada, Türkiye Adalet Bakanlığı ve ilgili yetkililerin yazılı beyanlarında; Hollanda ve Türkiye Adalet Bakanlarının görüştükleri, bu görüşmede Joris Demmink ve arkadaşları aleyhine Hollanda’da açılmış olan davanın zaman aşımı gerekçesiyle Türkiye’de kapatıldığı ve bu nedenle Hollanda sorgu hâkiminin taleplerinin yerine getirilemeyeceği, aynı şahıs hakkında iki ayrı dava açılamayacağı yönünde karar alındığı açıkça ifade edilmiştir. Bu kapsamda Türkiye’deki tanıkların ve delillerin Hollanda makamlarına verilmesi dahi reddedilmiştir. Oysa Hollanda’da açılan bir dava, Türkiye kanunlarını bağlamaz. Hollanda sorgu hâkiminin iki kez Türkiye’ye gelerek ısrarla tanıkları dinlemek istemesi yasalara uygundur. Çünkü bu kişiler sanık değil, tanıktır. Buna rağmen engel olunmuştur. Bugünkü iktidara şu sorunun sorulmasında fayda vardır: “Tanıkların ifadelerinin alınmasına neden engel olundu?” Bizce bilinmektedir ki Hollanda ve Türkiye Adalet Bakanları, siyasi bir kararla bu davanın önünün kapanmasını kararlaştırmışlardır. Hâlen Hollanda’da tutulmamın nedeni de budur.

Avukatlarımızın bu konularda yaptığı birçok açıklama bulunmaktadır. Almanya’da Zeynep Cager Hanım’ın hapishanede benimle iki kez yaptığı röportajlar ve bu röportajlarda yayımlanan belgeler mevcuttur. Zaman ayırıp incelerseniz, dile getirdiğimiz hususların teyidini hem resmî makamlardan hem de avukatlarımızın açıklamalarından öğrenebilirsiniz. Gerek görürseniz Hollanda’ya gelebilir, avukatlarımızdan tüm belgeleri alabilir ve benimle de görüşebilirsiniz. Söylediklerimizin doğru olmadığını gösteren bilgileriniz varsa, bunlara da cevap verir ve doğru bilgileri kaynağından sunarız.

Ben hapishanede siyasi çalışmalar yürütüyorum. 24 Temmuz 2018 tarihinde Kürdistan Birleşik Devletleri’nin resmileşmesi amacıyla hükümet kuruluşunu ilan ettik. Hükümetimizin kuruluşu İsviçre’nin Lozan şehrinde, Le Château d’Ouchy binasında ilan edilmiştir. Hükümetimizin resmî internet sitesi olan http://uskgov.com adresinde çalışmalarımız ayrıntılı şekilde görülebilir. Bilginiz yoksa bunu da bilgilerinize sunarız.

Çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Esen kalın.
Saygılarımla.