Bu gün SDG ve Şam yönetimi tarafından sağlanan mutabakata ve yapılan açıklamalara binayen;
Bu anlaşmanın, her şeyden önce Kurd milletinin üstün dirayeti ve sarsılmaz direnişi sayesinde oluştuğunu kabul edelim. Evet, uluslararası güçlerin destekleri ve arabuluculukları olmuştur; ancak yine de hem Amerika Birleşik Devletleri’nin hem de Fransa’nın —ki Sayın Elham Ahmad buna değinmiştir— Kurd milletinin hak ettiği desteği verdiklerini söyleyemeyiz.
Kurd halkının fedakârlıkla, on binlerce kahramanını feda ederek IŞİD terör yapısından kurtuluşunun bedelini bu şekilde basit yaklaşımlarla geçiştirmemeleri gerekirdi. Dolayısıyla biz, milletimize saygıyla teşekkür ediyor; milletimizin direniş yaklaşımının önünde saygıyla eğiliyoruz.
Aynı zamanda bu anlaşmalara güvenmediğimizi, güvenmememiz gerektiğini ve alarm durumunda kalmaya devam etmenin Kurd milletinin geleceği için bir gereklilik olduğunu söylemek durumundayız. Entegrasyondan söz edildiğinde ise, dünyaca ünlü kahraman kadın gerillalarımızın ve kadın savaşçılarımızın bu yamyamlara nasıl entegre edileceği bizim için ciddi bir soru işaretidir; bu konuda net bir yanıt bekliyoruz.
Yanı sıra Şam yönetiminde Kurd temsilcilikleri nasıl belirlenecek; bakanlıklar düzeyinde, milletvekillikleri düzeyinde bu temsil nasıl gerçekleşecek? Irak benzeri bir anlaşma mı söz konusu, yoksa bu başlıklar henüz düşünülmedi mi? Bunları Kurd milleti bilmek ister.
Bu süreçte Kurd milleti, soylu tarihî değerlerine ve asil karakteristik konumlarına uygun bir şekilde direnmiş ve Rojava’nın yalnız olmadığını göstermiştir. Bu bilgileri edinmeleri de en doğal haklarıdır. Biz de bu bilgileri acilen duymak isteriz. Hayırlısı neyse o olsun diyelim; biz her zaman için xwedanımıza inanmaya ve kendimize güvenmeye devam edeceğiz.