Son dönemlerde Kurd gençlerine yönelik ahlaksızca, kalleşçe saldırılar düzenleniyor. Kurd gençleri Türkiye'de ağır işkenceden geçiyor. Tarsus'ta katledilen Kobanili kardeşimize xwedanımızdan rahmet diliyor, ailesine baş sağlığı diliyoruz. Acılarını paylaştığımızı bilsinler istiyoruz. Birleşmiş Milletler dâhil insanlık adına kendilerini söz sahibi görenlerin bunları görmemezlikten gelmesi de onların kendi kusurları, ayıpları, yetersizlikleri, zayıflıkları, korkaklıklarıdır. Biz Kurdler bunları görmemezlikten gelmeyelim.
Son yıllarda zaten Avrupa ortamında Kurd gruplarını yoktan var etmeye çalışıp Kurdleri karşı karşıya getirmek için her türlü kirli oyunlar oynanıyor. Eskiden Türkiye'de olduğu gibi bir Kurd ailenin bireyini katlederlerdi, ondan sonra diğer bir aileyi suçlarlardı. Şimdi Avrupa'da bunu yapıyorlar; kendileri bir Kurd insanına tuzak kuruyorlar, hatta katlediyorlar ve başkalarını da suçluyorlar. Böylece bu aileleri, grupları, şahısları karşı karşıya getiriyorlar.
Bizim Dusseldorf'taki etkinliğimizi organize edenlere yönelik yapılan saldırıda benim yeğenimin ağır yaralanması konusunda bize gelen bilgiler ve Almanya'nın resmî makamlarının bilgileri, Hollanda'nın resmî makamlarının bilgileri de aynı çerçevededir ki bu ahlaksızlığı organize eden, ne olduğu belirsiz birkaç tane iti bir türlü oyunla buraya saldırıya yönlendiren de Türkiye'nin birimleridir. Bu gerçeğe rağmen hiç ilgisi olmayan bazı Kurd çevrelerini suçlayarak bizim çevremizle karşı karşıya getirmeye çalışmışlar. Daha sonra ben kendim dün öğreniyorum; Almanya'da bazı şahıslara yönelik saldırılar düzenlenmiş, bu sefer de bizimkiler suçlanmış.
Bu kirli oyunlara gelmeyin! Benim yakınlarım, kardeşim de dâhil; bize dostluğu, bağlılığı olan saygıdeğer insanlarımız da dâhil, böyle oyunlara gelmeyin. Karşı taraftaki insanların da, suçlanan insanların da, yani bizim etkinliğimize saldırı ve yeğenime saldırı nedeniyle suçlanan insanlara da söylüyorum; böyle kirli oyunlara gelmeyin. Bu saldırıyı yapan kişilikler gidip teslim olsunlar, ondan sonra olayların hepsi açıklansın. Zaten olayların büyük bölümü biliniyor. Hepimiz görelim olayın ne olduğunu, ondan sonra hak yerini bulur.
Şimdi öyle uydurma yalanlarla, böyle kirli oyunlarla birbirimize karşı çatışmaya sürüklendiğimiz bu kirli oyuna malzeme olmayalım. Herkes benim sesimi duysun, herkes haddini bilsin, sorumluluğunu bilsin ve iş çığırından çıkacağı zaman kimsenin buna dur demesi de mümkün olmaz. Kurdlüğe yararı olmaz; hiçbir şekilde bunun doğrulukla da bir ilgisi olmadığını bile bile oyuna gelmeyelim. Bize saldırıyorlar, birilerini suçluyorlar; birilerine saldırıyorlar, bizleri suçluyorlar. Benim şahsımı kimse suçlamış değil, bunu da net olarak belirtelim; ama bizim çevremizdeki insanları suçluyorlar ki bizi bu batağa çekmeye çalışıyorlar.
Bu kirli oyunlara gelmeyin! Hepimiz bu konuda duyarlı ve akıllı olalım; iş çığırından çıkmadan, bizi daha fazla tuzak içine çekmeden biz bu kirli oyunu bozalım. Biz bu tuzağı bozalım.
O bir tane maskara gazetecilik yapan eski fetöcü bozuntusu kişilik de sürekli bu yalanlara, bu uydurmalara; bu Güneri efendi midir nedir. Biz kendisine daha önce bize yönelik yalanlarına, iftiralarına ve Kurd gruplarını karşı karşıya getirmelerine karşılık kendisine bir yazı yazdık; dedik ki akıllı ol, terbiyeli ol, bu yalanlardan, iftiralardan vazgeç. Bizim mektubumuzu paylaşırken bile yalanlarla dolduruyor, fitneciliklerle dolduruyor ve insanları direkt karşı karşıya getirmek için Türkiye'de hazırlanmış konsepti okuyor ve burada diyor ki: "Daha önce Hüseyin Baybaşin'in bana gönderdiği mektuplarda hakaret olduğu için ben onu değerlendirmedim, burada hakaret yok, değerlendiriyorum." Yalancı, terbiyesiz.
Benim sana gönderdiğim ilk ve tek mektuptur. Daha önce sana hiç mektup göndermedim. Gönderdiysem çıkar, açıkla! Sen kendini maskara yapmışsın. Kurdlere yönelik Türkiye'nin organize saldırılarına da sen çanak tutuyorsun. Seni tehdit mi ettiler, sana bunları yaptırıyorlar; sana maaş mı veriyorlar, bunları yaptırıyorlar, orasını sen bilirsin ama sen bu terbiyesizliklerinden vazgeç.
Birkaç tane isim okudun; benim mektubumu okuduğun yerde birkaç tane grup okudun, bunların nasıl organize edildiğini söyledin, sonra benimle ilgili yalanlar söyledin. Bir tane zat rahmetli olmuş İspanya'da; xweda rahmet eyleye. Sözde eskiden benim yanımda çalıştığını söylemişsin. Ahlaksız, terbiyesiz, yalancı. Bu zat rahmetli olmadan önce ben onun adını bile duymadım. Şimdi biliyorum; aile çevresi ile görüştüm, bunun ne olduğunu da ben öğrendim. Sen de merak etseydin sen de öğrenirdin.
Sokak dedikodularını sen yayıyorsun; sen sokaklara dedikodu yayıyorsun. Ankara'da yazılan konsepti sen alıp böyle gerçekmiş gibi yayıyorsun ve ondan sonra sen o söylediğin yalanlara kendin de inanıyormuşsun gibi ya da başkalarından duymuşsun gibi sen o ekrandan yalan yanlışlarla insanları birbiriyle çatıştırıyorsun. Sen bunun bedelini ağır ödersin. Terbiyesizliklerden, yalanlardan, iftirayla insanları karşı karşıya getirmekten vazgeç. Net olarak sana söylüyorum; ahlaksızlıktan vazgeç.
Kurdler sana ne yapmış, terbiyesiz herif. Senin bazı arkadaşların, eski birlikte çalıştıkların bana haber gönderdiler; dediler ki: "Güneri de Kurdtür." Sen Kurd de olabilirsin, benim için fark etmez. Türk olsan benim için fark etmez. Ama haddini bileceksin! İşini adabıyla, terbiyesiyle yapacaksın; yapmayacaksan yapma!
Benimle ilgili sen o, yani sözde özür mahiyetinde, düzeltme mahiyetinde okuduğun mektubumun çerçevesini kendi yalanlarınla süslüyorsun. Utanmaz, terbiyesiz herif. İşte bu bunun gibi insanlar bizim insanlarımızı karşı karşıya getirmeye özenle gayret ediyorlar ve bütün bu kirli oyunların konsepti Ankara'da hazırlanıyor ve bu itlere de servis yaptırılıyor.
Lütfen diyorum; akıllı olalım, bir sabredelim, bir etrafımıza iyi bakalım. Dusseldorf'taki saldırı niye oldu, bunu bir değerlendirin; zaten bütün doğruları gerçek yüzüyle görürsünüz. İki kişi birbiriyle iş yapıyor, aralarında anlaşmazlık oluyor; olabilir, insanlık hâlidir. Büyükleriniz araya girer, bunu düzeltirler. Bunları malzeme ederek düşmanın kirli oyunlarına gelmeyin.
Burada durun; benim kardeşlerim, benim yakınlarım, benim yeğenim ve kendileriyle karşı karşıya getirilmek istenen insanların hepsine söylüyorum: Hepiniz haddinizi bileceksiniz! Haddinizi bileceksiniz, sorumluluğunuzu bileceksiniz ve bu kirli oyunlara malzeme olmayacaksınız. Durumu içinden çıkılmaz hâle getirmeye de hakkınız yok. Hiçbirinizin buna hakkı yok. Herkes otursun, oturduğu yerde. Bu olayları aydınlatırız, ondan sonra ne gerekirse hep birlikte yaparız; ne yapılması gerekiyorsa.
Bu kirli oyunlara malzeme olmak son bulsun. Bakın hele ne hâldeyiz, nelerle uğraşıyoruz. Benim zamanımı ne tür gereksizliklerle, lüzumsuzluklarla israf ediyorsunuz. Ayıptır, yeter artık.
Ankara'dan yazılıp hazırlanan dedikodu mahiyetinde yalanlar sokaklara dedikodu şeklinde empoze ediliyor; işte bu Cevheri denen soytarı gibileri tarafından. Ondan sonra bizler de peşine düşüyoruz, doğruymuş gibi. Kendi kendimizi yakmaya çalışıyoruz. Kendi kendimize düşman olmaya çalışıyoruz.
Bizler bu kadar akılsız olmayalım, bu kadar ucuz hesaplara malzeme olmayalım. Kendimize gelelim. Ulusal birlik zamanıdır; ulusal kurtuluş mücadelesinin her bir Kurd bireyine en çok ihtiyacı olduğu zamandır. Böyle basit, ucuz hesaplardan vazgeçelim.
Dusseldorf'ta saldırıyı gerçekleştiren hadsiz terbiyesizler kesinlikle Türkiye terör devleti tarafından maşa olarak kullanılmışlardır. Kendileriyle direkt temas olmamış olabilir ama onları yönlendirenler Türkiye tarafından maşa olarak kullanılmışlardır. Bu bir gerçektir. Orada benim yeğenime yapılan saldırı, bizi provoke etmektir ve ondan sonra da birilerini suçlayıp bizi onlara karşı kışkırtmaktır. Cevheri Güven denen soytarı da bu işin çakallığını yapıyor. Bunların anlaşılması lazım.
Dolayısıyla tekrar ediyorum: Herkes yerini bilsin, herkes sorumluluğunu bilsin, herkes haddini bilsin ve kimse sınırı aşmaya kalkmasın! Her kim ki bu olayı bireyselleştirmeye çalışırsa ve bu çerçevede sınırı aşmaya çalışırsa bilsinler ki Türkiye terör devletinin maşası olmuşlardır.
Dilerim herkesin kulağına girer, beyninde yerleşir, kalbine yerleşir ve kendine gelir.
Selametle