Kurdistan’ımızın Rojava bölgesinde, Kurd güçleri ile Şam’daki fundamentalist terör örgütleri arasında yapılan 15 günlük ateşkes anlaşmasına biz Kurdler güvenmemeliyiz. Her türlü hazırlığımızı ve tedbirimizi eksiksiz biçimde almalı; ateşkes sonrasında yaşanabilecek gelişmelerin hesabını ve muhasebesini doğru şekilde yapmalıyız. Aynı zamanda müttefiklerimizle ve ittifak kurabileceğimiz çevrelerle ilişkilerimizi geliştirmeli, bu süreçte yalnız kalmamaya özen göstermeliyiz. Bu husus son derece önemlidir.
Bu çerçevede biz, tüm imkânlarımızla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Özellikle siyasi güçlerimizin bu doğrultuda aktif ve planlı çalışmalar yürütmesi büyük önem arz etmektedir. Güney Kurdistan’da, Rojava’da, Doğu Kurdistan’da ve diasporadaki soydaşlarımız dâhil olmak üzere herkesin; her siyasi hareketin kendi alanında, her bireyin de kendi imkânları ölçüsünde çalışma yürütmesi, Kurd milletinin geleceği için temel oluşturacak bir çaba olarak görülmelidir.
Bu hususu ciddiyetle ele almalı ve bu süreci çok iyi değerlendirmeliyiz. Bu süre zarfında bu barbar güçler kalleşçe saldırılara girişebilirler; zira bu zihniyet onların ruhunda, tarihsel yapılarında ve bugün Türkiye’yi yönetenlerin kirli düşünce dünyasında mevcuttur. Dolayısıyla her an hazırlıklı olmak zorundayız. Rehavete kapılmamalı, gaflete düşmemeliyiz.
Unutulmamalıdır ki oynanan tüm kirli oyunlar; Kurdistan işgalcilerinin işgali sürdürmesi, Kurd milletini kontrol altında tutması ve Kurdistan topraklarına ait zenginlik kaynaklarını yağmalamaya devam etmesi içindir. Tüm bu oyunların amacı budur. İnsanlık, kardeşlik ve uygarlık adına dile getirilen söylemlere de aldanmamalıyız.
Ya bi xêr!