Biz Kurd’ler Sorunumuzun Ne Olduğunu Çok İyi Bilmek Zorundayız

Biz Kurd’ler Sorunumuzun Ne Olduğunu Çok İyi Bilmek Zorundayız
8 Nisan 2026
Biz Kurdler, kendi sorunumuzun ne olduğunu çok iyi bilmek zorundayız. Özellikle son yüzyılda neden bu kadar mağdur kaldığımızı, neden bu kadar sömürüldüğümüzü, neden bu kadar sessiz kaldığımızı; yaptıklarımızı nasıl evirip çevirip getirip işgalcilerin ayaklarının altına serdiğimizi bilmek zorundayız. Bunları neden yapıyoruz? Neden sessiz kaldık? Neden haklarımıza sahip çıkmadık?

Dünya Savaşı sürecinde eksiklerimiz nelerdi? O boşluğu doldurmak için yüz yılı aşkın süredir ne yaptık? Neler tasarladık? Şimdi neredeyiz, geleceğimiz ne olmalı? Biz bunları düşünmek zorunda değil miyiz?

Bazıları kendi çıkarları için Cumhuriyet Türkiyesi’nin partilerine hizmet ediyor, bazıları da doğrudan bu sisteme hizmet ediyor. Bu sistemin, Kürtleri yok etme üzerine kurulduğu iddia ediliyor. İngilizler ve Fransızlar, Türkler kendileriyle anlaşıp Osmanlı’ya karşı savaşmadıkları için Birinci Dünya Savaşı döneminde, Lozan Antlaşması sürecinde Kurdleri cezalandırdılar. Bu cezalandırmanın sürmesi için kurdukları Irak ve Suriye devletlerine, ayrıca büyük bir bölümünü İran’a bıraktılar. Ancak Kurdlerin yok edilmesi çerçevesindeki hakimiyetin Türkiye’ye verildiği ileri sürülüyor.

Bu iddialara göre, o dönemde Türkiye’deki yönetimin İngiliz ve Fransız etkisi altında olduğu söylenmektedir. Bugün Türkiye’yi yönetenlerin de bu tarihi bildiği ifade ediliyor. Bu çerçevede, Kurdlerin yok edilmesi temelinde kurulduğu öne sürülen Cumhuriyet Türkiyesi karşısında neden sessiz kalındığı sorgulanıyor.

Biz neden kendimize müttefik aramıyoruz? Kimlerle müttefik olabiliriz? Bunların aslında bilindiği ve açık olduğu ifade ediliyor. Bu yönde çalışmalar yapıldığı belirtiliyor. Birileri saldırabilir, birileri aşağılamaya çalışabilir; ancak ne yapılırsa yapılsın, yüzyılı aşkın süredir Kurdlere yapıldığı iddia edilen zulümle kıyaslanamayacağı savunuluyor.

Örnek olarak İsrail’in kuruluşu veriliyor: İsrail kurulduğunda bölgede yaklaşık 40.000 Yahudi nüfusu vardı. Buna rağmen bir devlet kuruldu, dünyanın dört bir yanından insanlar getirildi ve korunmaları sağlandı. “Bize ne oldu? Neden bunu yapmak istemiyoruz?” soruları soruluyor.

Kimsenin “bunu beceremeyiz” diyemeyeceği, asıl meselenin karar vermek olduğu ifade ediliyor. 25 Eylül 2017’de Kurdistan’ın güneyinde (Başûr) Mesut Barzani öncülüğünde yapılan bağımsızlık referandumunda halkın %95’ten fazlasının bağımsızlık istediği hatırlatılıyor. Bunun ardından 24 Temmuz 2018’de İsviçre’nin Lozan şehrinde “Kurdistan Birleşik Devletleri Hükümeti”nin ilan edildiği ifade ediliyor.

Ancak bu süreçte bazı kesimlerin “henüz erken, zamanı değil” dediği eleştiriliyor. Bu görüşü savunanlara şu soru yöneltiliyor: “Neden erken? Neden şimdi zamanı değil?” Yüz yıldır bu şekilde oyalandığımız ve hâlâ oyalanmaya devam edildiği iddia edilerek, açık ve net bir cevap isteniyor.
Esir olarak yaşamanın, köle olarak yaşamanın, sömürülmenin ve bundan kurtulmaya çalışmanın zamanı mı olmuş? Bunun zamanı, yaşadığımız her gündür; her saat, her dakika. Tüm gücümüzle, vücudumuzun her hücresiyle mücadele etmek zorundayız ve kazanmak zorundayız. Bunun ayıbından, bunun utancından kurtulmak zorundayız.

Türkiye bize kardeşlik mi öneriyor? Ne güzel. Demek ki bize yaptığı zulümden vazgeçecek, yaptıklarından dolayı özür dileyecek ve Kurd milletini kardeş olarak kabul ettiğini söyleyecek. Bundan daha güzel ne olabilir? Ama bunun içini dolduracaksınız. Boş konuşmayacaksınız, boş saman çuvalı gibi etrafımızda dolaşmayacaksınız.

Buyurun, kardeşlik diyorsanız; biz zaten tarih boyunca size sadece kardeşliği değil, babalığı, dedeliği, sahipliği ispatlamışız. Madem kardeşlik diyorsunuz, bize yardım edin; biz kendi devletimizi resmileştirelim, bağımsız devletimizi kuralım. Sizinle de en iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde anlaşmalar yapalım, müttefik olalım. Düşman olmaktansa müttefik olalım. Bunun için her Kurd bireyi destek olur.

Ama belli uydurma süreç adlarıyla kaç kezdir bizi kandırmaya çalıştınız? Yine mi kandıracaksınız? 1997 yılında benzer bir süreci benimle başlattınız. Bugün muhatap aldığınız hareketin liderleri de, sizin liderleriniz de bunu biliyor. Ölenler öldü, yaşayanlar şahittir. CHP’liler de biliyor. Özellikle bugün Erdoğan ile birlikte hareket edenler de biliyor.

Siz hep kalleşlik yaptınız, biz kucak açtık. Siz kalleşlik yaptınız. Bu sizin zihniyetinizde var, sizin felsefeniz budur. Kurdistan topraklarına getirdiğiniz; barbarlık, zulüm, dolandırıcılık, fitnecilik, fuhuş, alkol ve hırsızlıktır. Alın hepsini ve bizim kutsal topraklarımızdan gidin. Kendiniz gibi yozlaştırdığınız insanları da beraber götürün.

Ama Kürdistan topraklarında kalacak olanlar, Kurdistan devletinin kanunlarına ve kurallarına uymak zorundadır. Bu çerçevede isteyen, hak ederek bu topraklarda yaşayabilir. Ancak bu barbarca tutumla, bizim tüm kapılarımız kapalıdır.

Bize yapacağınız teklifler, tehditler ya da kapalı kapılar ardında yapılacak gizli görüşmeler size hiçbir şey kazandırmayacaktır. Milletimizin tarihi bellidir. Sizden dolayı çektiği zulüm bellidir. Bugün durduğu yer bellidir.

Benim soyum bellidir. 11 dedemin mezarı Diyarbakır çevresindedir. Daha öncekiler de tarih kitaplarında mevcuttur. Kürt milletinin tarihi bellidir. Taşıdığım mirasın çerçevesi bellidir ve bunun sorumluluğunu taşımak zorundayız.

Siz ise kim olduğunuzu, nereden geldiğinizi bilmezsiniz. Osmanlı topraklarını, Kurdistan topraklarıyla birlikte parçalayanlar; kim olduğu belirsiz insanları getirip Türkiye’ye yönetici yaptılar.

Kurd milleti neden bu yapıların boyunduruğu altında yaşasın? Akıllı olursak, hedefimiz bir olursa ve kararlılıkla çalışırsak; kendi kutsal topraklarımız üzerinde, binlerce yıldır sahibi olduğumuz bu topraklarda, adil ve uygar bir devlet kurabiliriz. Bunu yapabiliriz, başarabiliriz.

Buradan açık ve net söylüyoruz: Kurdistan Birleşik Devletleri Hükümeti’nin kapıları açıktır. Bizim davamız budur, hedefimiz budur. Bunun için ne gerektiğini biliyoruz. Gelmek isteyen herkes kendi ajandasıyla gelir; ancak hedef nettir.

Resmi hesaplardan da görülebileceği gibi hedef; güçlü müttefikler edinerek, gece gündüz çalışarak bağımsız bir Kurdistan Birleşik Devletleri’ni resmileştirmektir. Amaç; tüm Kurdistan topraklarını birleştirmek ve Kurd milletinin tamamını bu çatı altında güven ve refah içinde yaşatmaktır.

Buna varsanız, başımızın üstünde yeriniz var. Ama buna yoksanız, bizi oyalamayın.

Her Kurd ailesi, her birey; bu davada acı çekmiştir, bedel ödemiştir. Bunu bilmeyen yoktur. Ancak bazıları, kendi çıkarları uğruna tuzaklar kurabilir, iftiralar atabilir, sahte hesaplar üzerinden hakaret edebilir. Bu onların seviyesidir.

Benim adım Hüseyin Baybaşin’dir. Kurdistan Birleşik Devletleri’ni resmileştirmek benim hedefimdir. Buna karşı çıkan kim olursa olsun, karşısında duracağız. Herkes bunu bilsin.

Bi navê Xwedan, avakirina Yekîtîya Dewletên Kurdistanê karê me ye.
Ve selam, bimînin bi xêr û xweşîyê da.