Kurd Milletinin Geleceği İçin Birlik, Hukuk ve Diplomasi Mücadelesi

Kurd Milletinin Geleceği İçin Birlik, Hukuk ve Diplomasi Mücadelesi
13 Nisan 2026
Milletimizin davası, welatımızın davası, gelinen aşamada Orta Doğu’da en ön sırada yer almış durumdadır.

Bunun muhasebesini biz Kürtler dikkatlice yapmak ve milletimizin kendi kendilerini yönetmelerini sağlamayı hedeflemekten vazgeçmeden, uluslararası hukuki ve siyasi normlara uygun olarak çalışmalarımızı hedefe taşımalıyız.

Hem işgal devletlerinin hem de bölgede çıkarı olan devletlerin, dünyada etkinliği olan devletlerin ayrı ayrı açıklamaları olacak. Bu çevrelerin hepsinin söylemleri dikkatle izlenmeli. Ancak milletimizin beklentilerine yanıt olma çalışmalarını yürütmekten geri durmamalıyız.

Yüz yılı aşkın bir süredir, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 24 Temmuz 1923 yılında İsviçre’nin Lozan şehrinde, LE CHATEAU DOUCHY binasında yapılmış olan Lozan Antlaşmalarıyla welatımız Kurdistan toprakları dört parçaya bölündü; bir kısmı da sınır çakışmaları adı altında dönemin Sovyetler Birliği’ne bırakıldı.

Bugün için Kurdistan topraklarını işgal edip Kurd milletini çok ağır koşullarda yaşamak zorunda bırakan çevrelerin artık anlayış göstermesi lazım, Kurdistan topraklarından çekilmeleri lazım. Bunun da uluslararası siyasi ve hukuki normlara uygun bir çerçevede, pazarlıkla ve diplomasi yoluyla anlaşarak sağlanmasında yarar var.

Aksi durumda Kurd milleti kendi çıkarları için gerekeni yapmak durumundadır. İnsan kanının akması kimseye yarar getirmez; ancak 60 milyon civarında, kendi topraklarında hiçbir hukuki ve siyasi hak ve güvencesi olmayan Kurd milletinin de diğer milletler gibi kendi topraklarında kendi kendilerini yönetme hakkıdır. Bunu kullanmaları için de yüz yılı aşkın süredir Kurdistan topraklarını işgal edip Kurd milletinin kanıyla beslenenlerin artık bu zulümden vazgeçmeleri gerekir.

Milletimizin de bu hedefe odaklı çalışma yapan siyasi çalışmalara, siyasi hareketlere destek vermeleri bizim ricamızdır. Bizim çalışmalarımız bu çerçevededir. Elbette ki bu hakkı edinmek için yapılacak çalışmalar sürecinde zorluklar, sıkıntılar olacak; ancak Kurd milleti yüz yıldır zorlukların, sıkıntıların en ağırını yaşamaktadır.

Bununla birlikte işgalcilerin adap dışı, ahlak dışı, hukuk dışı zulüm dayatmaları devam etmektedir. Kurdistan’da işgalci olan çevrelerin kendilerini Kurd milletinin yerine koyup adil bir değerlendirme yaparak Kurd milletinin hak ve hukukuna saygılı yaklaşmaları onların da çıkarına olur.

Bizler milletimizin beklentilerine yanıt olmak için mutlaka ittifaklara ihtiyacımız var. Mutlaka ki ittifaklarla, yine en az insan kanının akıtılmasıyla kendi hak ve hukukumuzu güvence altına alıp milletimizin, welatımızın topraklarını yönetmelerini sağlamak zorundayız.

Bu hem bizim hakkımızdır hem de biz Kurd milleti için ölüm kalım savaşıdır. Kendi hakkımızı almak için bizim ölmeye niyetimiz yok; bizim hakkımızı almak adına biz yaşamak durumundayız, yaşayacağız ve hakkımızı edineceğiz.