Hüseyin Baybaşin Bir İş İnsanı ve Siyasetçidir

Hüseyin Baybaşin Bir İş İnsanı ve Siyasetçidir
26 Nisan 2026
Hüseyin Baybaşin bir iş adamı ve siyasetçidir. Kürt halkının ulusal demokratik hak ve değerlerini her şart altıda savunduğu için hapsedilmiştir. Onu hapsedenler kapitalizmin bataklığından fırlayan uyuşturu kaçakçılık gibi kendi dünyalarına ait pislikler üzerinden Hüseyin Baybaşin’in yurtsever saygın kişiliğini onun toplum içindeki itibarını hedeflemekte, halkın gözünde onu bu kriminal pisliklerle ilişkilendirip değersizleştirmeye çalışmaktadırlar. Hüseyin Baybaşin Kürdistan ulusal değerlerinden hiçbir şekilde geri adım atmadığı için 30 yıldan fazladır cezaevindedir.

Hüseyin Baybaşin’in 30 yıldır Hollanda cezaevinde tutulmasının ardından cezasının bitmesine rağmen hukuksuz ve haksız nedenlerle cezaevinde tutulmaktadır. 24 Nisan 2026 tarihi itibariyle avukatlarından edindiğimiz bilgilere göre ona üç ay telefon ve görüş yasağı verilmiştir. Bu yalnızca bir disiplin cezası değil, doğrudan insan onuruna yönelik ağır bir müdahale ve saldırııdır. Bir insanı ailesinden, dostlarından ve dış dünyayla kurduğu en temel bağlardan koparmak; onu fiziksel değil psikolojik olarak cezalandırmaktır.

Uzun süreli izolasyonun depresyon, kaygı bozukluğu ve ağır ruhsal yıkımlara yol açtığı bilimsel olarak da bilinmektedir. Bu nedenle böyle bir uygulama, insan hakları ve modern hukukun evrensel ilkeleri açısından ciddi bir ihlal niteliği taşımaktadır.

Eğer bu yasağın nedeni siyasi düşünceler, özellikle Kürt halkının haklarını savunmak ya da bağımsız Kürdistan fikrini dile getirmekse, mesele daha da vahim hale gelmektedir. Düşünce ve ifade özgürlüğü, demokratik hukuk devletlerinin temelidir. Bir insanın siyasi görüşleri nedeniyle susturulması, yalnızlaştırılması ve ek cezalarla baskı altına alınması hukuk değil, siyasal baskıdır. Fikirlerden korkan sistemler adalet üretmez, yalnızca korku üretir.

Daha ağır olan ise, bu baskının Türkiye’nin siyasi talepleri doğrultusunda uygulanıyor olabileceği iddiasıdır. Eğer başka bir devletin politik baskısı, Avrupa’daki bir ceza sistemini etkiliyorsa, burada yalnızca bireysel hak ihlali değil, uluslararası düzeyde hukuk ve adaletin zedelenmesi söz konusudur. Hukuk bağımsız olmalıdır; devletlerin siyasi hesaplarının aracı haline geldiği anda adalet anlamını kaybeder.

Bugün mesele sadece Hüseyin Baybaşin değildir; mesele hukukun gerçekten herkes için geçerli olup olmadığıdır. İnsan hakları yalnızca özgür insanlar için değil, cezaevindeki mahkûmlar için de vardır. Bir mahpusun sesi susturuluyorsa, aslında susturulan adaletin kendisidir. Çünkü gerçek adalet, en çok da güçsüz olana, cezaevlerinde tutulan insanlara insan gibi davranabildiğin yerde başlar.

Yekitiya Devlete Kurdistan adına
Barzan Bayhan