27 Mart: Zulmün Tarihi, Direnişin İradesi
27 Mart 1998, Hollanda adaleti adı altında; Türk, İngiliz ve Kürt halkının geleceğinden korkan bazı çevrelerin ortak karanlığıyla bedenimin esaret altına alındığı gündür.
Bugün aradan geçen 30 yıla rağmen aynı karanlık zihniyet farklı yöntemlerle karşıma çıkarılmaktadır. Özgürlüğümden mahrum bırakılmam yetmemiş gibi, yeniden ağır tecrit uygulamalarıyla susturulmak, iradem kırılmak ve Kurdistan için yürüttüğümüz çalışmalardan uzaklaştırılmak istenmektedir.
Fakat bilinmelidir ki; bir insanı hücreye kapatabilirsiniz, ancak bir halkın özgürlük düşüncesini hapsedemezsiniz.
27 Mart 1998 yalnızca şahsıma karşı kurulmuş bir kumpasın tarihi değildir. Aynı zamanda Diyarbakır’ın, Kurd halkının ve Kurdistan’ın yakın tarihine düşülmüş kara bir lekedir. O gün güçlü olduklarını sananlar, bugün hâlâ aynı korkuların esiri olarak yaşamaktadırlar.
Beni susturarak Kurdistan Birleşik Devletleri fikrini durdurabileceklerini düşünenler büyük bir yanılgı içerisindedir. Çünkü bu dava bir kişinin değil, bir milletin geleceğine duyduğu inancın adıdır.
Bugün yeniden tecrit uygulayarak, dış dünya ile bağlarımızı kopararak, baskıyı artırarak sonuç alacaklarını sanıyorlar. Oysa tarih göstermiştir ki zulüm sahipleri geçici, haklı mücadeleler ise kalıcıdır.
Benim için esas olan kendi şahsım değil; Kurd halkının onurlu geleceği, kendi kimliğiyle yaşayacağı özgür yarınlardır. Bu nedenle dün olduğu gibi bugün de korkmadan, geri adım atmadan düşüncelerimi savunmaya devam edeceğim.
Biz Kurdler, yaşadığımız bütün acılara rağmen ayakta kalmayı başardık. Çürüklerimizi ayıklayarak, sağlam irademizle yolumuza devam edeceğiz. Bizi sömürmeyi, bölmeyi ve kendi çıkarları için kullanmayı alışkanlık haline getirenlere rağmen gelişeceğiz, büyüyeceğiz ve geleceğimizi kendi ellerimizle kuracağız.
Bir gün gelecek; bugün zulüm aracı olarak kullanılan hücreler, tecritler ve baskılar değil; özgürlük, adalet ve insan onuru kazanacaktır.
O gün geldiğinde, halkımızın hafızası kimin adalet için direndiğini, kimin ise zulmün yanında durduğunu unutmayacaktır.
Hüseyin Baybaşin