Vatanımızın bütün zenginliklerini işgalcilerin elinden alarak milletimizin özgürlüğü, refahı ve bağımsızlığı için kullanacağız. "Kardeşlik" söylemleriyle gerçeklerin üzeri örtülemez. Geçmişte halkımıza reva görülen zulmü, inkârı ve talanı sürdürmek isteyenlerin sonu hüsran olacaktır. Bu hakikat herkes tarafından açıkça bilinmeli ve anlaşılmalıdır.
Bazıları çıkıp "Bin yıldır beraber yaşıyoruz" diyebilir. Tarihî gerçekler ortadadır. Büyüklerimizin Osmanlı Sultanı ile yaptığı anlaşma 1514 yılına dayanmaktadır. Sonrasında yaşanan siyasi gelişmeler, savaşlar ve bölgesel dönüşümler farklı tercihler ve farklı sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında atalarımızın bir kısmı Türklerle birlikte yaşamayı tercih etmiştir. Bunun temel sebeplerinden biri, İngiliz ve Fransız güçlerinin Kurdistan konusunda verdikleri sözleri yerine getirmemeleridir.
Ancak son yüz yılın acı tecrübeleri göstermiştir ki, bir milletin kaderini onu inkâr eden, dilini yasaklayan, kimliğini yok etmeye çalışan güçlerin insafına bırakmak tarihî bir yanlıştır. Biz bu yanlışın bir daha tekrarlanmasına asla izin vermeyeceğiz.
Eğer gerçekten bin yıldır birlikte yaşanmışsa, o halde neden halkımızın dili yasaklandı? Neden kültürü inkâr edildi? Neden topraklarımızın yeraltı ve yerüstü zenginlikleri yağmalandı? Neden dünyanın en bereketli coğrafyalarından birinin çocukları Avrupa'nın sokaklarında ekmek aramak zorunda bırakıldı?
Bunun sebebi açıktır: Kurd halkını yok etmek isteyen politikalar uygulanmış, var olmak isteyen herkes suçlu ve terörist ilan edilmiştir. Oysa suçlu olanlar, bir halkın kimliğini inkâr edenler ve onun geleceğini gasp edenlerdir.
Bizim mücadelemizin tek amacı milletimizi bu acılardan, bu yoksulluktan ve bu esaretten kurtarmaktır. Hedefimiz budur. Halkımızı uyuşturucuya, kumara, yozlaşmaya ve her türlü sosyal çöküntüye sürükleyen düzenlere karşı durmak; gençlerimizi korumak ve geleceğimizi güvence altına almak istiyoruz. Bunu yapacak iradeye, güce ve kararlılığa sahip olduğumuzu ilan ediyoruz.
Arkadaşlarımız günlük mücadelelerin, dayatmaların ve halkımızın emeğini sömüren düzenlerin karşısında dururken, asıl hedefimizi asla unutmamalıdır: Milletimizin özgürlüğü, onuru ve kendi geleceğini kendi iradesiyle belirleme hakkı.
Bütün çalışmalarımızın, bütün mücadelemizin ve bütün fedakârlıklarımızın amacı budur.
Hüseyin Baybaşin