Hüseyin Baybaşin yaklaşık otuz yıldır cezaevindedir. Tam özgürlüğüne kavuşmasının zamanı gelmişken bugün 70 yaşındaki bir insanın özgürlüğünden mahrum bırakılmasının fiilen süresiz bir cezalandırmaya dönüşmesi ve aylar boyunca tek kişilik hücre koşullarında tutulması artık yalnızca bir ceza hukuku tartışması olarak görülemez bu artık bambaşka bir seviyedir.
Ortada bir insan hayatı vardır. Hiçbir siyasi hesap, hiçbir devletler arası ilişki ve hiçbir bürokratik gerekçe insan yaşamından daha değerli değildir biz bir insanın hayatına çok aleni yapılan bu cezalandırma kastı kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Türkiye’nin talebiyle Baybaşin’in özgürlüğünün engellendiği ve bunun Kürdistan’ın bağımsızlığını savunan siyasi görüşlerinden geri adım atmamasıyla bağlantılı olduğu artık çok net olması ve Hollanda makamlarının Tc rejimine göre hareket etmesinin hesabını kamuoyu önünde vermek zorundadır. Bir hukuk devleti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde işlediği insanlık suçlarından dolayı defalarca mahkum edilmiş bir totaliter rejimin siyasi taleplerini bir insanın temel haklarının önüne koyamaz; hukuku bir insanın iradesini kırmanın aracına dönüştüremez. Bir insanın özgürlüğü, siyasi düşüncelerinden vazgeçmesi karşılığında pazarlık konusu yapılamaz, hiçbir vicdanlı ve evrensel değerlere bağlı bir birey bunları kabul edemez. Eğer otuz yılın ardından özgürlüğünün önündeki gerçek engel düşüncelerinden geri adım atmamasıysa, bunun adı adalet değil, bir insanı siyasi iradesinden vazgeçmeye zorlayan kabul edilemez bir devlet baskısıdır.
Hepsinden daha da önemlisi, 70 yaşını geçmiş bir insanın hayatıyla bu kadar ucuz oynanamaz. Devlet bir insanı özgürlüğünden mahrum bıraktığı anda onun yaşamını, sağlığını ve insan onurunu koruma konusunda ağır bir sorumluluk üstlenir bu hukuk devleti olmanın evrensel ahlaki bir gereğidir. Yetkililer derhal Baybaşin’in yaşı ve sağlık durumunun bağımsız hekimler tarafından değerlendirilmesini sağlamalı, tek kişilik hücrede tutulmasının hukuki ve insani gerekçelerini açıklamalı ve devam eden özgürlükten yoksun bırakmanın gerekliliğini gerçek ve bağımsız bir yargı denetimine açmalı ve Hüseyin Baybaşin özgür bırakılmalıdır . Bir insanın geri dönüşü olmayan biçimde zarar görmesini ya da hayatını kaybetmesini bekleyip ardından gerekçe üretmenin hiçbir değeri olmayacaktır; kaybedilen bir hayatı hiçbir mahkeme kararı, hiçbir devlet açıklaması ve hiçbir özür geri getiremez Hollanda Devleti bu hukuk dışı tutumundan vazgeçmek zorundadır.
Baybaşin’in siyasi düşüncelerine katılmak zorunda değilsiniz; fakat bir insanın yaşam hakkını ve hukuk önündeki haklarını savunmak için onunla aynı düşünmek gerekmez, hukuka ve evrensel insan hakları değerlerine bağlı kalmanız gerekir. Hollanda bu ilkelere bağlı kalacağına dair devlet olarak imza atmıştır. Eğer bu koşullar sürdürülür ve geri dönüşü olmayan bir sonuç meydana gelirse Kürt Halkı’nın ve evrensel insan hakları değerlerine bağlı olan insanların buna en sert tepkiyi vereceğini Hollanda Devleti bilmelidir. Türkiye ve Hollanda Devleti’nin bir insanın hayatıyla bu kadar ucuz oynamasına biz izin vermeyecek Hüseyin Baybaşin’i bu esaretten kurtaracağız. Bu mesele artık yalnızca Hüseyin Baybaşin meselesi değildir: hukukun siyasi hesaplara teslim edilip edilmediğinin, insan onurunun devlet çıkarlarından üstün tutulup tutulmadığının ve bir hukuk devletinin kendi ilkelerine gerçekten bağlı olup olmadığının sınavıdır. Başta Kürt Halkı olmak üzere herkesi sorunlu olmaya ve Hüseyin Baybaşin’nin yanında durmaya çağırıyoruz
Yekitiya Dewleta Kurdistan Adına
Barzan Bayhan